Sözlük

ح و ط (ḪWŦ)

H-y-t

حَائِط : Bir yeri çevreleyen duvardır. إِحَاطَة da iki şekilde kullanılır:

Birincisi: Cisimler için kullanılır. أحَطْتُ بِمَكَانٍ كَذَا Falan yerin etrafını çevirdim denmesi gibi. Ayrıca korumak için de kullanılır: إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُحِيطٌ İyi bil ki O, her şeyi her yönden kuşatmıştır (41/Fussilet 54) âyeti gibi. Yani onu her yönden koruyandır. Bir şeyden kuşatılmak/engellenmek için de kullanılır. إِلاَّ أنْ يُحَاطَ بِكُمْ Hep birlikte kuşatılmanız dışında (12/Yûsuf 66) âyeti gibi. Yani: Alıkonmanız hariç.

وَأحَاطَتْ بِهِ خَطِيـئَتُهُ Günâhı tarafından kuşatılırsa (2/Bakara 81) âyeti ise, istiâre olarak daha etkilidir; şöyle ki: İnsan, bir günâh işleyip onda ısrar ettiğinde, bu onu, daha büyüğünü yapmaya sürükler; böylece daha büyüğüne doğru ilerler, kalbi mühürleninceye kadar; bundan sonra onu yapmadan edemez. اِحْتِيَاط ise, içinde حِيَاطَة yani korunma olan şeyi kullanmaktır.

İkincisi: İlim için kullanılır. Yüce Allah’ın: أحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً Her şeyi ilmiyle kuşatmıştır (65/Talâk 12); إِنَّ اللّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ Hiç şüphesiz Allah’ın bilgisi onların yaptıklarını kuşatmıştır (3/Âl-i İmrân 120); إِنَّ رَبِّي بِمَا تَعْمَلُونَ مُحِيطٌ Rabbim, şüphesiz sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır (11/Hûd 92). Bir şeyi ilim açısından ihata etmek; varlığını, türünü, niceliğini ve niteliğini; kendisi ve yaratılmasıyla neyin amaçlandığını; ne ile olduğunu ve neden olduğunu bilmektir. Bu ise, Yüce Allah dışında kimse için söz konusu değildir.

Allah buyurur ki: بَلْ كَذَّبُوا بِمَا لَمْ يُحِيطُوا بِعِلْمِهِ Tersine onlar bilgisini kavrayamadıkları şeyi yalanladılar (10/Yûnus 39); Allah böyle bir bilginin onların harcı olmadığını bildirmiştir. Hz. Musa’nın arkadaşı da: وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَى مَا لَمْ تُحِطْ بِهِ خُبْراً Sebeplerini kuşatamadığın olaylar karşısında nasıl sabredeceksin (18/Kehf 68) diyerek, gerçek anlamda sabrın ancak bir şeyi ilim açısından ihata ettikten sonra olabileceğine dikkat çekmiştir. Bu ise, zordur; ilâhî bir feyizle ancak gerçekleşebilir. Allah buyurur ki: وَظَنُّوا أنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ Çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları zaman (10/Yûnus 22); bu, kudret açısından ihatadır.

Yüce Allah’ın: وَأُخْرَى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ أحَاطَ اللَّهُ بِهَا Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ancak Allah’ın sizin için kuşattığı ganimetler de vardır (48/Fetih 21) sözü de bunun gibidir. Yüce Allah’ın: وَإِنِّيَ أخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُحِيطٍ Ama sizin hesabınıza kıyamet gününün her taraftan kuşatan azabından korkuyorum (11/Hûd 84) sözü de bu anlamdadır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →