ح ك م (ḪKM)
H-k-m
120- أَ بَنِي حَنِيفَةَ أَحْكِمُوا سُفَهَاءَكُمْ
120- Ey Benî Hanîfe ayak takımınızı kontrol altında tutunuz.
Allah buyurur ki: أحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ O Allah ki, her şeyin yaratılışını güzel yaptı (32/Secde 7); فَيَنْسَخُ اللَّهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللَّهُ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ Allah, şeytanın körüklediği bu arzuları her defasında gidererek arkasından âyetlerini pekiştirdi. Allah her şeyi en iyi bilen ve en kusursuz yapandır (22/Hac 52)
Bir şey hakkında hükmetmek, onun belirli bir şekilde olduğuna veya olmadığına karar vermektir. Bu karar başkasını bağlasa da olur bağlamasa da. Allah buyurur ki: وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ İnsanlar arasında hüküm verirken adalete uygun hüküm vermenizi emreder (4/Nisâ 58); يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ İçinizden iki âdil kişinin karar verecekleri bir kurbanlığı (5/Mâide 95). Şair şöyle der:
121- فَاحْكُمْ كَحُكْمِ فَتَاةِ الْحَيِّ إذْ نَظَرَتْ
إلَى حَمَامٍ سِرَاعٍ وَارِدِ الثَّمَدِ
121- Hüküm ver, kabile kızlarının hüküm verdikleri gibi, baktıklarında
Küçük bir suya varmak için hızlıca koşuşturan güvercinlere.
ثَمَد ise, az su demektir. Deniyor ki, bunun manası: Bilge ol, demektir.
Allah buyurur ki: أفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْماً لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ Yoksa cahiliyenin hükmünü mü arıyorlar? Kesin inançlılara göre Allah’ın düzeninden/Allah’ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç? (5/Mâide 50). Onun için, insanlar arasında hüküm verenlere de hakim ve hükkâm denmektedir. Allah buyurur ki: وَتُدْلُوا بِهَا إِلَى الْحُكَّامِ Hakimlere peşkeş çekmeyin (2/Bakara 188)
Hakem ise, hüküm konusunda uzman olandır. Bu kelime, anlamca daha etkilidir. Allah buyurur ki: أفَغَيْرَ اللّهِ أَبْتَغِي حَكَماً Ben Allah’ın dışında bir hakeme mi başvurayım? (6/En’âm 114); فَابْعَثُوا حَكَماً مِنْ أهْلِهِ وَحَكَماً مِنْ أهْلِهَا Onlara biri erkeğin ve öbürü kadının akrabası olan iki hakem gönderiniz (4/Nisâ 35).
Son âyette: حَكَمًا demiş fakat حَاكِمًا dememiştir. Böylece her iki hakemin taşıması gereken şartın hükmü üstüne almaları ve bunun gereğini tekrar onlara detaylarda müracaat etmeden bir çözüm önerebileceklerine dikkat çekilmiştir. Hakem kelimesi, hem bir kişi, hem de birçok insan için kullanılır. تَحَاكَمْنا اِلَي الْحَاكِمِ hakime başvurduk ifâdesi de bundandır. Allah buyurur ki: يُرِيدُونَ أنْ يَتَحَاكَمُوا إِلَى الطَّاغُوتِ Bunlar Tağutun hakemliğine başvurmak istiyorlar (4/Nisâ 60).
حَكَّمْتُ فُلاَناً falanı hakem yaptım demektir. Allah buyurur ki: حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ Onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hakemliğine başvurmadıkça (4/Nisâ 65).
Batıl ile hükmetti dendiğinde bunun anlamı, batılı, hükmün yerine geçirdi demek olur. حِكْمَةَ (Hikmet) ise, ilim ve akılla hakka isabet etmektir. Yüce Allah’ın hikmeti ise, O’nun tarafından hikmet eşyayı bilmesi ve onları gâyet sağlam bir şekilde yaratmasıdır. İnsanın hikmeti ise, varlıkları tanımak ve hayırlı işleri yapmaktır. İşte Hz. Lokman’ın kendisi ile nitelendiği vasıf da budur.
Allah buyurur ki: وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ Andolsun ki, biz Lokman’a hikmet verdik (31/Lokmân 12); böylece kendisinin nitelendiği sıfatların hepsine dikkat çekmiş olmaktadır. Demek ki, Yüce Allah hakkında kullanılan: هُوَ حَكِيمٌ O Hakimdir cümlesinin anlamı, bir başka varlığın bu şekilde vasıflanmasından farklıdır. Bu açıdan Yüce Allah buyurmuştur ki: ألَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Allah hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil midir? (95/Tîn 8).
Kur’ân’ın hikmetle nitelendirilmesi onu içermesindendir. الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ Elif, Lam, Ra. İşte bunlar o hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir (10/Yûnus 1) âyeti gibi. Bu açıdan Allah buyurur kinde: وَلَقَدْ جَاءَهُم مِنَ اْلأنْبَاءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ Onlara bu tutumlarından vazgeçmelerini sağlayacak haberler geldi. Bu haberler son derece anlamlı ve etkilidir (54/Kamer 4-5) denmiştir.
Deniyor ki: حَكِيم in manası muhkem demektir. Bu da: أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ âyetleri sağlamlaştırılmış (11/Hûd 1) âyeti gibidir. Her ikisi de doğrudur. Çünkü O hem muhkem hem de hikmetleri dile getirendir, dolayısıyla içinde her iki mana da birlikte vardır. Hüküm, hikmetten daha geneldir. Onun için her hikmet bir hükümdür, fakat her hüküm bir hikmet değildir; çünkü hüküm bir şeyi ölçü alarak başka bir şey hakkında karar vermektir. Şu, şöyledir veya şu, şöyle değildir demek gibi.
Peygamber buyurmuştur ki: إنَّ مِنَ الشِّعْرِ لَحِكْمَةً Şiirin içinde hikmet olan da vardır; yani, bu doğru bir önermedir. Bu Lebid’in şu sözüne benzemektedir:
122- إنَّ تَقْوَى رَبِّنَا خَيْرُ نَفَلْ
122- Rabbimizden sakınmak en hayırlı iştir.
Allah buyurur ki: وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيّاً Ona daha çocukken bilgelik verdik (19/Meryem 12).
Peygamber buyurur ki: اَلصَّمْتُ حُكْمٌ وَقَلِيلٌ فَاعِلُهُ Susmak hükümdür, fakat onu yapan azdır. Burada kullanılan hüküm kelimesi, hikmet anlamındadır. وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ Kendilerine kitabı ve hikmeti öğretiyor (3/Âl-i İmrân 164). Allah buyurur ki: وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلَى فِي بُيُوتِكُنَّ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَالْحِكْمَةِ Evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın (33/Ahzâb 34); deniyor ki: Bu, Kur’ân’ın tefsiridir ve Kur’ân’ın dikkat çektiği şeylerdir. إِنَّ اللّهَ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ Allah dilediği hükmü verir (5/Mâide 1); yani: Dilediğini hikmetle yapar. Bu da, kullar için Allah’ın yaptıklarına razı olmaya bir teşviktir.
İbni Abbâs: مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَالْحِكْمَةِ …Allah’ın âyetlerini ve hikmeti (33/Ahzâb 34) âyetinin yorumunda şöyle der: Burada söz konusu olan, Kur’ân ilmidir; O’nun nâsihi, muhkemi ve müteşabihidir. İbn Zeyd der ki: Bu onun âyetlerinin ve hikmetlerinin ilmidir. Süddî der ki: Bu, nübuvvettir. Kur’ân’ın hakikatlerini anlamaktır, diyenler de olmuştur. Bu, onun peygamberlerden Ulu’l-azm olanlarına mahsus kısmına işarettir. Bu konuda diğer peygamberler onlara tâbidir.
Allah buyurur ki: يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أسْلَمُوا لِلَّذِينَ هَادُوا Gerek İslâm’a bağlı peygamberler …Yahudiler arasında buna göre hüküm verirler (5/Mâide 44). İşte peygamberlere mahsus olan hikmet veya hüküm budur. Allah buyurur ki: آيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ Bu Kitab’ın bir kısım âyetleri kesin anlamlı (muhkem)dir, bunlar onun özünü oluştururlar. Diğer kısmı da birden çok anlamlı (müteşabih)tir (3/Âl-i İmrân 7). مُحْكَم (Muhkem) ise, lafız yönünden herhangi bir şüphe taşımayan ve manası da apaçık olan kısımdır.
مُتَشَابِه (Müteşabih) kendi içinde birkaç çeşittir. İnşallah yeri gelince kaydedilecektir.
Hadiste: إنَّ الْجَنَّةَ لِلْمُحَكِّمِينَ Cennet muhakkimler içindir, buyurulmuştur. Deniyor ki, bunlar müslüman kaldıklarında öldürülecek, dinlerinden döndüklerinde ise serbest bırakılacakken ölümü tercih edenlerdir. Bunlar hikmet konusunda uzmanlaşmış kişilerdir, diyenler de vardır.