Sözlük

ح ب ب (ḪBB)

H-b-b

حَبّ ve حَبَّة kelimeleri buğday ve arpa gibi yiyecek maddelerinin taneleri için kullanılır. حِبّ ve حِبَّة ise, kokulu maddelerin tohumlarını dile getirir. Allah buyurur ki: كَمَثَلِ حَبَّةٍ أنبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِئَةُ حَبَّةٍ Her başağı yüz taneli yedi başak veren bir tohum tanesine benzer (2/Bakara 261); وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ اْلأرْضِ yerin karanlık derinliklerindeki her tane (6/En’âm 59); إِنَّ اللّهَ فَالِقُ الْحَبِّ وَالنَّوَى Tohumu ve çekirdeği çatlatan Allah’tır (6/En’âm 95); فَأنبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ Onunla bahçeler ve biçilecek taneli ekinler bitirdik (50/Kâf 9); yani: Buğday ve onun gibi biçilen şeyler.

Hadiste ise şöyle denmiştir: كَمَا تَنْبُتُ الْحِبَّةُ فِي حَمِيلِ السَّيْلِ Sel uğrağında kalan yabânî reyhan tohumlarının bittiği gibi.

حِبٌّ ise, sevgisi aşırı derecede olandır (biri tarafından çok sevilendir). حَبَب de, dişlerin, taneler gibi, düzgün biçimde dizilişidir. Su için kullanılan حُبَاب : Sözcüğü, suyun üzerindeki parıltılar (köpükler) demektir. Bu da bir benzetmedir.حَبَّةُ اْلقَلْبِ kalbin tanesi (çekirdeği, içi) ifâdesi kalbin şekil olarak taneye benzetilmesi düşünülerek söylenmiştir.

حَبَبْتُ فُلاُناً deyimi de, asıl manası itibariyle, kalbinin tanesini isabet aldım demektir. Bu tıpkı, شَغَفْتُهُ Bütün varlığımla sevdim, كَبَدْتُه bütün bir yürekle sevdim, ve فَأدْتُهُ bütün bir gönülle sevdim gibidir. أحْبَبْتُ فُلاَنًا demek de, kalbimi onun sevgisine hedef yaptım anlamına gelir, fakat örfte مَحْبوُب kelimesi مُحَبّ yerinde kullanılmıştır. Aynı şekilde حَبَبْتُ fiili de أحْبَبْتُ fiilinin yerinde kullanılır olmuştur. مَحَبَّة ise, iyi gördüğün veya zannettiğin şeyi istemektir. Bu da üç şekildedir:

1. Zevk için muhabbet/sevgi. Erkeğin kadını sevmesi gibi. وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِيناً Onlar, içleri çektiği hâlde, yemeği yedirirler (76/İnsân 8) âyeti de bu anlamdadır.

2. Çıkar için muhabbet. Kendisinden faydalanılacak şeyleri sevmek gibi. وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ Seveceğiniz bir şey daha var. Allah’tan bir zafer ve yakın bir fetih (61/Saf 13) âyeti bu tür sevgiyi tanımlamaktadır.

3. Fazilet için muhabbet: İlim ehlinin, ilim için, birbirlerini sevmeleri gibi.

Kimi zaman, Yüce Allah’ın: فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أنْ يَتَطَهَّرُوا Orada günâhlardan arınmayı seven erkekler vardır (9/Tevbe 108) sözündeki muhabbet, istemek şeklinde yorumlanmıştır ama bu doğru değildir. Az önce geçtiği gibi, muhabbet, istemekten daha etkili bir şeydir. Buna göre, her muhabbet bir istemedir ama her isteme bir muhabbet değildir. Yüce Allah’ın إِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى اْلإِيمَانِ mü’minler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz kâfirliği, mü’minlikten daha çok severlerse (9/Tevbe 23), sözü ise, eğer onu, ona tercih ederlerse demektir.

اِسْتِحْبَاب ’ın hakikati ise, insanın bir şeyde onu sevecek bir şey aramasıdır. âyette fiilin عَلَى ile geçişli kılınması, ona إيِثَار (tercih etme) manasını kazandırmıştır. Yüce Allah’ın: وَأمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمَى عَلَى الْهُدَى Semud kavmine gelince, onlara doğru yolu gösterdik; fakat onlar, körlüğü doğru yoldan daha fazla sevdiler (41/Fussilet 17) ve: فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ Yakında Al!ah öyle bir grup ortaya çıkaracak ki, Allah onları sevdiği gibi onlar da O’nu severler (5/Mâide 54) âyetleri de bu manaya işaret etmektedir. Buna göre, Yüce Allah’ın kulu muhabbeti onu nimetlerle donatmasıdır; kulun onu sevmesi ise, onun katında kurtuluşu istemesidir.

Yüce Allah’ın: إِنِّي أحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبِّي Gerçekten ben hayır (mal) sevgisine, Rabb’imi anmayı sağladıkları için, düşkünüm (38/Sâd 32) âyetinin manası ise, ben atları, hayrı sevdiğimden sevdim, demektir. Yüce Allah’ın: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ Hiç şüphesiz Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever, (2/Bakara 222) sözüne gelince, bu, onlara sevap verip kendilerini nimetlerle donatır, demektir.

Yine buyurmuştur ki: لاَ يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أثِيمٍ Allah (haramda ısrar eden) hiçbir günâhkâr kâfiri sevmez (2/Bakara 276). Yüce Allah’ın: وَاللَّهُ لاَ يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ Allah kendini beğenmiş kendisine verilenlerle böbürlenenleri sevmez (57/Hadîd 23) sözü ise, söz konusu kişinin günâhlara dalmasından dolayı ve bu işe devam ettiğinden tövbe etmemiş gibi sayılacağı, tövbe etmeyince Yüce Allah’ın onu tövbe edenlere ve temizlenenlere söz verdiği sevgisi gibi sevmeyeceğine dikkat çekmektedir. Allah bana şunu sevdirdi demek de, وَلَكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ اْلإِيمَانَ fakat Allah size imanı sevdirdi (49/Hucurât 7) âyetindeki gibidir.

وَأحَبَّ اْلَبعِيرُ deyimi de, hayvanın bir yere alışıp oradan ayrılmamasıdır. Sanki o, durduğu yeri sevmiş de orada durmuş gibidir. حَبَابُكَ أنْ تَفْعَلَ كَذَا deyimine ise, senin sevginin amacı (varacağı en son nokta) budur demektir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →