Sözlük

ح س ن (ḪSN)

H-s-n

حُسْن : Her hoşa giden, arzu edilen şeyi ifâde eder. Bu da üç çeşittir:

Akıl tarafından güzel görülen şeyler.

Arzu tarafından güzel görülen şeyler.

Duygu tarafından güzel görülen şeyler.

حَسَنَة insanın canı, bedeni ve şartları için elde ettiği bütün sevindirici nimetlere denir. Bunun zıddı ise, سَيِّئَة dir. Bu, hayvan kelimesinin at, insan ve benzeri değişik türleri içeren ortak kullanılan kelimelerdendir. Buna göre Yüce Allah’ın: وَإِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هَـذِهِ مِنْ عِنْدِ اللّهِ Eğer onlar bir iyilikle karşılaşırlarsa: Bu Allah’tandır, derler (4/Nisâ 78); yani: Bolluk, genişlik ve zafer. وَإِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ Fakat, başlarına bir kötülük gelirse (4/Nisâ 78); yani: Kıtlık, darlık ve zarar. يَقُولُوا هَـذِهِ مِنْ عِنْدِكَ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّهِ Bu senin yüzündendir derler. Onlara de ki; Hepsi Allah’tandır (4/Nisâ 78).

Aynı şekilde: فَإِذَا جَاءَتْهُمُ الْحَسَنَةُ قَالُوا لَنَا هَـذِهِ Onlar bir iyilikle karşılaşınca: Bu kendimizden kaynaklanıyor, derler (7/A’râf 131); مَا أصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّهِ Sana dokunan her iyilik Allah’tandır (4/Nisâ 79); yani: Sevap. وَمَا أصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ Sana dokunan her kötülük de (4/Nisâ 79); yani: Azap.

حَسَن حَسَنَة ve حُسْنَى arasındaki farka gelince; حَسَن : Hem şahıslar hem de olaylar için kullanılır. حَسَنَة de bir vasıf olarak kullanıldığında böyledir. Bir isim olarak geldiğinde ise, olaylarda kullanılması daha yaygındır. حُسْنَى ise, sadece olaylar için kullanılır, şahıslar için kullanılmaz.

حَسَن de genel kullanımı itibariyle daha çok, gözlere hoş görünen şeyler için kullanılır. Bu anlamda رَجُلٌ حَسَنٌ ve حُسَّانٌ güzel adam ve اِمْرَأةٌ حَسْنَاءُ ve حُسَّانَة güzel kadın denir. Kur’ân’da geçen حَسَن kelimesi çoğu zaman, basiret yönünden güzel görünen şeyler için kullanılır.

Yüce Allah’ın اَلَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أحْسَنَهُ Onlar, sözü dinleyen ve onun en güzeline uyanlardır (39/Zümer 18) sözünde geçen ahsen ise, şüpheden uzak olandır. Peygamberin buyurduğu gibi: إذَا شَكَكْتَ فِي شَيْءٍ فَدَعْ Bir şeyde şüpheye düştüğünde onu terk et.

وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْناً İnsanlara güzel söz söyleyin (2/Bakara 83) âyetinde geçen حُسْناً güzel söz demektir. Allah buyurur ki: وَوَصَّيْنَا اْلإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْناً Biz insana ana-babasına iyi davranmayı tavsiye ettik (29/Ankebût 8); هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَا إِلاَّ إِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِ Bizim için beklediğiniz sonuç iki iyiden, biri değil mi? (9/Tevbe 52); وَمَنْ أحْسَنُ مِنَ اللّهِ حُكْماً لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ İman eden bir topluluk için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim vardır? (5/Mâide 50).

Eğer: O’nun hükmü hem kesin inanan hem de kesin inanmayan için güzeldir; neden özelleştirilmiştir diye sorulursa, denir ki: Amaç, onun güzelliğini ortaya çıkarmak ve onu görebilmektir. Bu ise, ancak arınan ve Yüce Allah’ın hikmetini fark edebilenler içindir; cahiller için değil.

İhsân ise, iki şekilde kullanılır:

Birincisi: Başkasına iyilik yapmak. Falana iyilik yaptı denir.

İkincisi: Kişinin işinde mevcut olan iyiliktir. Bu da, güzel bir ilim öğrenmek ve güzel bir amel yapmak gibi şeylerdir. Mü’minlerin Emiri’nin: اَلنَّاسُ أبْنَاءُ مَا يُحْسِنُونَ İnsanlar, iyiliklerinin çocuklarıdır sözü de bu anlamdadır. Yani: Bildiklerine ve yaptıkları güzel amellere mensûpturlar.

Yüce Allah’ın: اَلَّذِي أحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ O Allah ki, her şeyin yaratılışını güzel yaptı (32/Secde 7) âyeti de bu anlamdadır. إِحْسَان kelimesi, إِنْعَام kelimesinden daha geneldir. Allah buyurur ki: إِنْ أحْسَنْتُمْ أحْسَنْتُمْ ِلأَنْفُسِكُمْ Eğer, iyilik ederseniz, kendiniz için iyilik edersiniz (17/İsrâ 7); إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَاْلإِحْسَانِ Allah size adaleti, iyiliği, emreder (16/Nahl 90). Demek ki, ihsan, adaletin üstündedir; şöyle ki: Adalet, kişinin vermesi gerekeni vermesi ve alması gerekenin en azını almasıdır. İhsan ise, vermesi gerekenden fazlasını vermesi, alması gerekenden daha az almasıdır.

Buna göre, ihsan, adaletin üstündedir. Adaletin gereğini yapmak vacip/zorunludur. İhsanda bulunmak ise, mendup ve sünnettir. Yüce Allah’ın: وَمَنْ أحْسَنُ دِيناً مِمَّنْ أسْلَمَ وَجْهَهُ ِللهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ İyilik eden bir kişi olduğu hâlde Allah’a yüzünü teslim edenden daha güzel din sahibi kim olabilir? (4/Nisâ 125) ve وَأدَاءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ Öldüren ona gereken diyeti güzellikle ödemelidir (2/Bakara 178) âyetleri de bu anlamdadır. Onun için Yüce Allah, muhsinlerin/ihsanda bulunanların sevabını büyütmüş ve şöyle buyurmuştur: وَإِنَّ اللَّهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ Şüphesiz Allah, iyilik yapanlarla beraberdir (29/Ankebût 69); إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ Allah, iyilik edenleri sever (2/Bakara 195); مَا عَلَى الْمُحْسِنِينَ مِنْ سَبِيلٍ İyilik yapanlara karşı kınama/suçlama yolu yoktur (9/Tevbe 91); لِلَّذِينَ أحْسَنُوا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ Bu dünyada iyi davrananlar iyilik görürler (16/Nahl 30).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →