Sözlük

ح ص ن (ḪṦN)

H-s-n

حِصْن (kale) kelimesinin çoğulu حُصُونٌ ’dur. Allah buyurur ki: مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِنَ اللَّهِ Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı (59/Haşr 2);لاَ يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعاً إِلاَّ فِي قُرًى مُحَصَّنَةٍ Onlar sizinle toplu olarak savaşamazlar, ancak müstahkem şehirlerde (59/Haşr 14); yani: Sağlamlıkta kaleler gibi kılınmış.

تَحَصَّنَ : Kaleyi mesken edinmektir. Korunma amaçlı her tür sığınmanın da bununla dile getirilmesi uygun görülmüştür. İnsan bedenini bir kale gibi koruduğundan دِرْعٌ حَصِينَةٌ kale gibi zırh; süvarisini bir kale gibi koruduğundan فَرَسٌ حِصَانٌ kale gibi at denmesi de bundandır. Bu açıdan Şair şöyle der:

أنَّ اْلحُصُونَ اْلخَيْلُ لاَ مَدَرُ اْلقُرَى

115- Anladım ki, asıl kaleler, atlardır; şehri kuşatan surlar değil.

Allah buyurur ki: إِلاَّ قَلِيلاً مِمَّا تُحْصِنُونَ Bu süre içinde, ayıracağınız az miktardaki tohumluklar dışında (12/Yûsuf 48); yani: Siz, kale gibi muhkemleştirilmiş yerlerde korunuyorsunuz. Bu anlamda اِمْرَأةٌ حَصَانٌ ve حَاصِنٌ deyimi de vardır ki, mazbut kadın demektir.

حَصَان kelimesinin çoğulu, حُصُنٌ dur; حَاصِن çoğulu ise, حَوَاصِنُ dır. Namuslu ve saygın olan kadına حَصَانٌ denir. Allah buyurur ki: وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا Irzını korumuş olan, İmran kızı Meryem’i de (66/Tahrîm 12). أحْصَنَتْ ve حَصَنَتْ fiilleri de bundandır. Allah buyurur ki: فَإِذَا أُحْصِنَّ فَإِنْ أتَيْنَ Eğer evli iken zina işlerlerse (4/Nisâ 25); yani: evlendikten sonra.

أُحْصِنَّ evlenince demektir. Buna göre حَصَان : Korunmuş demektir. Bu, kişinin ya iffetiyle ya da evlenmek suretiyle kendisini korumasıdır. Özgürlük ve şerefine düşkünlükten dolayı da korunmuş olabilir. Bu sıfat bir kadın için hem fâil hem mef’ûl formunda kullanılarak:اِمْرَأةٌ مُحْصَنٌ مُحْصِنٌ denir. مُحْصِن dendiğinde koruması bizzat kendisinden olan özelliği düşünülmüş olunur.

مُحْصَن dendiğinde ise, koruması başkası tarafından sağlanan özelliği düşünülmüş olur. Allah buyurur ki: وَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ Onlarla; namuslu olmaları, zinadan uzak durmaları hâlinde ve kendilerine normal şartlara uygun miktarda mehir veriniz (4/Nisâ 25); ardından da: فَإِذَا أُحْصِنَّ فَإِنْ أتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ Eğer evli iken zina yaparlarsa kendilerine özgür kadınlara verilecek cezanın yarısını uygulayınız (4/Nisâ 25). Onun için denmiştir ki مُحْصَنَاتevlendirilmiş olan kadınlardır. Kocasının onu koruduğu düşünülerek böyle denmiştir.

وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاء Ve evli kadınlar (4/Nisâ 24) sözünden sonra gelen: حُرِّمَتْ Haram kılınmıştır (4/Nisâ 23) âyetinde geçen مُحْصَنَات mutlaka üstün ile okunmalıdır. Diğer yerlerde geçenler ise, hem üstün hem de esre ile okunabilir; çünkü: Kendileriyle evlenilmesi haram kılınanlar, evli kadınlardır; namusunu koruyanlar değil. Diğer yerlerde geçen مُحْصَنَات kelimesi ise, her iki anlama da gelir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →