ح م د (ḪMD̃)
H-m-d
Hamd ise, ikincisinde olur ama birincisinde olmaz. Şükür ise, ancak nimet karşılığında yapılır. Buna göre, her şükür bir hamd sayılır; her hamd de bir medihtir, fakat her medih, hamd değildir. Bir kişi övüldüğünde: فُلاَنٌ مَحْمُودٌ denir. مُحَمَّدٌ : Bir kişinin övülecek özellikleri çok olduğunda söylenir. مُحْمَدٌ : Övgüye layık görülünce denir. Allah buyurur ki: إِنَّهُ حَمِيدٌ مَجِيدٌ Hiç kuşkusuz O, övgüye ve yüceltilmeye lâyıktır (11/Hûd 73) sözünde geçen حَامِد hem مَحْموُد : övülen hem de حَامِد : öven anlamında olabilir.
حُمَادَاكَ أنْ تَفْعَلَ كَذَا deyimi, senin en güzel hedefin şu işi yapmandır, anlamına gelir. Allah buyurur ki: وَمُبَشِّراً بِرَسُولٍ يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أحْمَدُ Benden sonra gelecek adı Ahmed olan bir peygamberi de müjdeleyici olarak (61/Saf 6).
Buna göre أحْمَد (Ahmed): Hem ismi hem de fiiliyle Peygambere (sas) işarettir. Böylece, onun, nasıl adı أحْمَد olarak bulunmuşsa, ahlakı ve davranışlarıyla da مَحْموُد (övülen) olduğuna dikkat çekilmiştir.
Hz. İsâ’nın kendisinin geleceğini müjdelediği ifâdede özellikle Ahmed isminin kullanılmış olması, O’nun kendisinden ve kendisinden öncekilerden daha övgüye layık olduğuna dikkat çekmek içindir. Yüce Allah’ın: مُحَمَّدٌ رسُولُ اللَّهِ Muhammed Allah’ın elçisidir (48/Fetih 29) sözünde geçen Muhammed, –bir açıdan kendisinin özel bir ismi olmakla beraber- övülen manasındadır. Bu ifâdeyle, Onun bu sıfatla nitelendiğine ve manasının kendisinde somutlaştığına işaret vardır. Bu tıpkı, Yüce Allah’ın إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلاَمٍ اسْمُهُ يَحْيَى Biz sana adı Yahya olan bir oğul müjdeliyoruz (19/Meryem 7) âyetinde söz konusu olup inşallah ileride gelecek olan Yahya isminin aynı zamanda hayat manası taşıması gibidir.