س ي ر (SYR)
S-y-r
Şu âyetler bu kelimenin birinci formuyla gelmişlerdir: أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي اْلأَرْضِ : Hiç yer yüzünde gezmediler mi (22/Hac 46); قُلْ سِيرُوا فِي اْلأَرْضِ : De ki: Yeryüzünde dolaşın (6/En’âm 11); سِيرُوا فِيهَا لَيَالِيَ وَأَيَّامًا آَمِنِينَ : Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde yürüyün (34/Sebe’ 18).
Şu âyet, kelimenin ikinci formuyla gelmiştir: وَسَارَ بِأَهْلِهِ : Ailesiyle birlikte yola çıktı (28/Kasas 29).
Kur’ân’da bu kelimenin üçüncü kısmı olan سِرْتُهُ formu gelmemiştir. Şu âyetler de kelimenin dördüncü formuyla gelmişlerdir: وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ : Dağlar yürütülmüş (78/Nebe’ 20); هُوَ الَّذِي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ : Sizi karada ve denizde yürüten O’dur (10/Yûnus 22).
Bazıları; قُلْ سِيرُوا فِي اْلأَرْضِ : De ki: Yeryüzünde yürüyün (27/Neml 69) âyetinin yeryüzünde bedenle dolaşmaya teşvik ettiğini söylerken; diğer bazıları ise âyetin düşünceyi çalıştırmaya ve onun gereğini yapmaya teşvik ettiğini söylemektedir. Nitekim Nebilerin nitelikleri konusunda şöyle denmiştir: “Onların bedenleri yeryüzünde dolaşmakta, fakat kalpleri Melekût âleminde seyahat etmektedir.”
Kimisi de âyeti, kendisiyle sevaba ulaşılan ibâdet konusunda azimle gayret göstermeye hamletmiştir. Hz. Peygamber’in şu hadisi de bu anlama yorumlanmıştır: “ سَافِرُوا تَغْنَمُوا : Sefere çıkın kârlı çıkarsınız.”
تَسْيِير /Yürütme, iki kısma ayrılır:
Birincisi; yürütenin emir, ihtiyar/seçme ve iradesiyledir: هُوَ الَّذِي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ : Sizi karada ve denizde yürüten O’dur (10/Yûnus 22).
İkincisi; zor ve boyun eğdirme iledir. Dağlara boyun eğdirilmesi gibi: وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ : Dağlar yürütüldüğü zaman (81/Tekvir 3); وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ : Dağlar yürütülmüş (78/Nebe’ 20).
سِيرَة : İster doğuştan, ister sonradan elde edilmiş olsun, insan ve onun dışındakilerin üzerinde oldukları hâle denir. Bu anlamda şöyle denir: Falan kişinin iyi bir sireti vardır; kötü bir sireti vardır. سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا اْلاُولَى : Biz onu (Musa’nın yılana dönüşen asasını) yine ilk siretine döndüreceğiz (20/Tâhâ 21); yani onu daha önceki odun hâline döndüreceğiz.