Sözlük

س ا ل (SÊL)

سُؤَال : Bilgiyi veya bilgiye sevkedeni, malı veya mala sevkedeni istemektir. Bilgi istemenin cevabı dille verilir; el de onun yerine yazı veya işaretle cevap verir. Malı istemenin cevabı ise elle verilir; dil de onun yerine söz verir veya red eder.
Dense ki; soru sormanın bilgi edinmek için olduğunu söylemek doğru olur mu? Zira şu âyette olduğu gibi, Yüce Allah’ın kullarına soru sorduğu bilinen bir husustur: وَإِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ أَأَنْتَ قُلتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّهِ : Allah: “Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve annemi Allah’ı bırakarak iki ilâh edinin, diye sen mi söyledin?” dediğinde (5/Mâide 116).
Buna şöyle cevap verilir: Bu soru Yüce Allah’ı bilgilendirmek için değil, halkı bilgilendirmek ve onları kınamak içindir. Zira Yüce Allah, her türlü gaybi en iyi bilendir. Dolayısıyla o, bilgi edinmek için sorulan bir soru olmaktan çıkmaz.
Bilgi talep etmek, kimi zaman öğrenmek, kimi zaman kınamak için yapılır; kimi zaman da soru sorana bilgi vermek için değil, soru sorulanı bilgilendirmek ve onu uyarmak için soru yöneltilir. Bu ise açık bir husustur. Şu âyetteki suâl kınama anlamındadır: وَإِذَا الْمَوْؤُودَةُ سُئِلَتْ : Diri diri gömülen kıza sorulduğunda (81/Tekvir, 8).
Kimi zaman da soru, sorulanı tanıtmaya yönelik olur. Eğer سُؤَال , tanıtmak içinse ikinci mef’ûle; kimi zaman kendi başına, kimi zaman da harf-i cer ile muteaddî olur. Şöyle dersin: سَأَلْتُهُ كَذَا, سَأَلْتُهُ عَنْ كَذَا وَبِكَذَا : Ona şunu sordum. Bu fiil, daha çok ( عَنْ ) ile muteaddî olur: وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ Sana rûhu soruyorlar (17/İsra 85); وَيَسْأَلُونَكَ عَن ذِي الْقَرْنَيْنِ : Sana Zu’l-Karneyn’den soruyorlar (18/Kehf 83); يَسْأَلُونَكَ عَنِ اْلأَنفَالِ : Sana ganimetlerden soruyorlar (8/Enfâl 1); وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي : Kullarım sana benden sorarlarsa (2/Bakara 186); سَأَلَ سَائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ : Sorgulayan birisi, gerçekleşecek azabı sordu (70/Meâric 1).
Eğer suâl, bir mal edinmek içinse kendi başına veya ( مِنْ ) edatıyla muteaddî olur: وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَاسْأَلُوهُنَّ مِنْ وَرَاء حِجَابٍ : Peygamber’in eşlerinden bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin (33/Ahzâb 53); وَاسْأَلُوا مَا أَنْفَقْتُمْ وَلْيَسْأَلُوا مَا أَنْفَقُوا : (Kâfirlere gitmeyi yeğleyen kadınlar için) harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da (size gelen mü’min kadınlar için) harcadıklarını geri istesinler (60/Mümtehine 10); وَاسْأَلُوا اللّهَ مِنْ فَضْلِهِ : Allah’tan, O’nun lütfünü isteyin (4/Nisâ 32).
Eğer fakir, bir şey dileniyorsa سَائِل diye adlandırılır: وَأَمَّا السَّائِلَ فَلاَ تَنْهَرْ : Sâili/Dilenciyi azarlama (93/Duha 10); وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ : Mallarında sâil/dilenci ve yoksul için hak vardır (51/Zariyât 19).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →