س ر ف (SRF)
S-r-f
İsraf kimi zaman miktar, kimi zaman da keyfiyet/nitelik ile belirlenir. Bundan dolayı Süfyân şöyle demiştir: Allah için yapmadığın infak, az da olsa israftır. Allah buyurur ki: وَلاَ تُسْرِفُوا إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ : İsraf etmeyin; çünkü Allah, israf edenleri sevmez (6/En’âm 141); وَأَنَّ الْمُسْرِفِينَ هُمْ أَصْحَابُ النَّارِ : Müsrifler, işte onlar ateş halkıdır (40/Mü’min 43); yani işlerinde haddi aşanlar. إِنَّ اللَّهَ لاَ يَهْدِي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ : Kuşkusuz, Allah, haddi aşan yalancıları doğruya ulaştırmaz (40/Mü’min 28).
Lut kavmi, aşağıdaki âyette belirtilen ekilmeye özgü tarlaya “tohum” bırakmadıkları için müsrif diye isimlendirilmişlerdir: نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ : Kadınlar sizin tarlanızdır. O hâlde tarlanıza dilediğiniz şekilde varın (2/Bakara 223).
يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ : Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım (39/Zümer 53) âyeti, hem malda hem malın dışındaki israfı içermektedir. Kısasla ilgili; فَلاَ يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِ : Öldürmede aşırı gitmesin (17/İsra 33) âyetindeki israf, maktul velisinin, katilden başkasını öldürmesidir. Bu da, câhiliye dönemi insanlarının yaptıkları gibi, ya katili değil de ondan daha değerli birini öldürmek ya da katili öldürmekle yetinmeyip başkasını da öldürmek şeklinde olur.
Arapların şu sözü de bu anlamdadır: مَرَرْتُ بِكُمْ فَسَرِفْتُكُمْ : Yani size uğradım, fakat sizi görmezden geldim- zira aşılmaması gereken şeyi aştığı için görmezlikten gelmiştir-. İşte bundan dolayı سَرِفْتُكُمْ sözü, جَهِلْتُكُمْ /sizi görmezden geldim, şeklinde yorumlanmıştır.
سُرْفَة : Yaprak yiyen bir kurtçuktur; o, israf yaptığı düşünüldüğünden dolayı bu ismi almıştır. سُرِفَتِ الشَّجَرَةُ فهي مَسْرُوفَةٌ /Ağaç israf edildi, denilmektedir.