س ر ر (SRR)
S-r-r
سَارِيَة : Gece yolculuğu yapan topluluğa, hareket eden buluta ve sütuna denir. Söz konusu bu kelime hem somut, hem soyut şeylerle ilgili kullanılır. سِرّ , nefiste gizlenen sözdür: يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى : Allah gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir (20/Tâhâ 7); أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَاهُمْ : Allah, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bilir (9/Tevbe 78).
سَارَّهُ : Biri diğerine onu gizlemesini öğütledi. تَسَارَّ الْقَوْمُ : Halk kendi aralarında gizli konuştu. وَأَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا الْعَذَابَ : Azâbı gördükleri zaman, içlerinde pişmanlık duyarlar (10/Yûnus 54); yani onu gizlerler. Kimisi de bu âyeti; يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلاَ نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا : Keşke geri döndürülseydik de Rabbimizin âyetlerini inkâr etmeseydik (6/Enâm 27) âyetini delil göstererek şöyle yorumlamaktadır: “Azâbı gördükleri zaman, duydukları pişmanlığı açığa vururlar.”
Bu yorum, doğru değildir, çünkü onların gizledikleri pişmanlık, açığa vurdukları şu söze işaret değildir: يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلاَ نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا : Keşke geri döndürülseydik de Rabbimizin âyetlerini inkâr etmeseydik (6/Enâm 27). أَسْرَرْتُ إِلَى فُلاَنٍ حَدِيثًا : Falan kişiye gizliden bir söz aktardım. Bu anlamda Allah buyurur ki: وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا : Hani, Peygamber, eşlerinden birine bir sözü gizlice söylemişti (66/Tahrim 3). تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ : Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz (60/Mümtehine 1); yani onları, kendilerine karşı beslediğiniz gizli sevgiye muttali kılıyorsunuz.
Bu âyet, “Onlara karşı beslediğiniz sevgiyi izhar ediyorsunuz.” şeklinde de yorumlanmıştır. Bu doğru bir yorumdur. Çünkü başkasına gizli bir şeyi söylemek, diğerlerinden onu gizlemeyi gerektiriyorsa da kendisine tevdi edilen bu sırrı o kişiye ifşa etmeyi gerektirir. O hâlde أَسْرَرْتُ إِلَى فُلاَنٍ /Falan kişiye bir sır verdim sözü bir yandan ifşa etmeyi, bir yandan da gizlemeyi gerektirir. Şu âyet bu anlamdadır: وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا : Onlarla gizli gizli konuştum (71/Nûh 9).
Gizli yapıldığından dolayı cinsel ilişkiye kinâye yoluyla سِرّ denmektedir. Ayrıca bu kelime hâlis/seçkin olan için de istiâre edilmiştir. هُوَ مِنْ سِرِّ قَوْمِهِ /O, kavminin hâlis/seçkin olanlarındandır, denilmektedir. سِرُّ الْوَادِي وَسَرَارَتُهُ /Vadinin en iyi yeri, sözü de bu anlamdadır. سُرَّةُ الْبَطْن : Kesilen göbeğin geri kalanına denir. Çünkü göbek, karın etiyle gizlenmektedir. سُرّ ve سُرَر : göbekten kesilene denir.
أسِرَّةُ الرَّاحَة : Avuç içi çizgileri; أسارِيرُ الْجَبْهَة : Alın hatları. سَرَار : Ay sonunda ay’ın gizlendiği güne denir. سُرُور : Açığa vurulmayan sevinç. Allah buyurur ki: وَلَقَّاهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا : Allah yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç vermiştir (76/İnsan 11); تَسُرُّ النَّاظِرِينَ : Seyredenlere mutluluk verir (2/Bakara 69). Yüce Allah’ın cennet ehli hakkında: وَيَنْقَلِبُ إِلَى أَهْلِهِ مَسْرُورًا : Kendi ailesine sevinç içinde dönecektir (84/İnşikak 9); Cehennem ehli hakkında da; إِنَّهُ كَانَ فِي أَهْلِهِ مَسْرُورًا : Çünkü o, ailesi içinde sevinçliydi (84/İnşikak 13) şeklindeki sözü, dünya sevincinin âhiretteki sevincin zıddı olduğuna dikkat çekmektedir.
سَرِير : Üzerine oturulan döşektir; çünkü bu, nimet sahibi olanlara aittir. Çoğulu أَسِرَّة ve سُرُر şeklinde gelir: مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ : Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak (52/Tûr 20); فِيهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌ : Orada yükseltilmiş tahtlar vardır (88/Ğaşiye 13); وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَابًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِؤُونَ : Evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık (43/Zühruf 34).
Şekil olarak olarak tahta benzediğinden, ölen kişinin Rabb’ine kavuştuğunda elde edeceği mutluluk temennisinden ve Hz. Peygamber’in “اَلدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ : Dünya mü’minin zindanıdır.” sözüyle işaret edilen hapisten kurtulduğundan dolayı ölü naaşına da سَرِير denir.