س ع ي (SAY)
S-a-y
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّى : Sizin çabalarınız çeşit çeşittir (92/Leyl 4); وَمَنْ أَرَادَ اْلآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا : Kim âhireti ister ve inanarak ona yaraşır biçimde çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir (17/İsra 19); فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلاَ كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ : İnanarak iyi işlerde bulunanların çalışmaları, inkâr edilmez/boşa gitmeyecektir (21/Enbiyâ 94). سَعْي , daha çok övülmeye değer fiillerde kullanılır. Şair şöyle der:
إِنْ أَجْزِ عَلْقَمَةَ بْنَ سَعْدٍ سَعْيَهُ *** لاَ أَجْزِهِ بِبَلاَءِ يَوْمٍ وَاحِدٍ -234
234- Eğer Alkame b. Sa’d’in çabasına karşılık verirsem;
Sadece tek bir günün sınamasıyla karşılık vermem.
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ : Onunla birlikte çaba gösterme çağına erişince (37/Sâffât 102); yani elde etmeye çalıştığı şeye kavuştuğunda. سَعْي , özellikle Safa ve Merve arasındaki yürüme anlamında; سِعَايَة , ise dedikodu, sadaka/zekât alma ve kölenin özgürlüğe kavuşması için elde ettiği kazanç anlamında kullanılır.
مُسَاعَاة , kötü işler işleme, مَسْعَاة ise iyi işleri elde etme anlamına tahsis edilmiştir. وَالَّذِينَ سَعَوْا فِي آيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ : Âyetlerimiz hakkında bizi âciz bırakmaya çalışanlar (34/Sebe’ 5) yani indirdiğimiz âyetler konusunda acizliğimizi ortaya koymaya çalışanlar.