س د د (SD̃D̃)
S-d-d
Kimisine göre, سَدّ ve سُدّ kelimelerinin anlamı birdir. Kimisi de سُدّ doğal olan; سَدّ ise sonradan yapılan set’e denir. Aslında سَدّ kelimesi, سَدَدْتُهُ /önünü kapattım fiilinin mastarıdır. Allah buyurur ki: فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَى أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا : Bizimle onların arasına bir set yapman için sana bir vergi verelim mi? (18/Kehf 94). Engeller de set’e benzetilmiştir: وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا : Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik (36/Yâsîn 9). Âyette geçen سَدًّا kelimesi سُدًّا şeklinde de okunmuştur.
سُدَّة : Kapının üzerinde onu yağmurdan koruyan güneşlik benzeri bir şeydir. Kimi zaman bu kelime, şu sözdeki gibi kapı anlamına da gelir: اَلْفَقِيرُ الَّذِي لاَ يُفْتَحُ لَهُ سُدَدُ السُّلْطَانِ : Sultanın kapılarının kendisine açılmayan fakir. سَدَاد ve سَدَد kelimeleri istikâmet anlamındadır. سِدَاد ise boşluk ve gediklerin kendisiyle kapatıldığı şeydir. Bu kelime, fakirliğin kendisiyle engellendiği şey için de istiâre edilmiştir.