Sözlük

س ل ل (SLL)

S-l-l

سَلُّ الشَّيْءِ مِنَ الشَّيْءِ : Bir şeyi bir şeyden çekip çıkarmaktır. Örneğin; سَلُّ السَّيْفِ مِنَ الْغَمْدِ /Kılıcı kınından çekmek; سَلُّ الشَّيْءِ مِنَ الْبَيْتِ /Bir şeyi evden çalmak; سَلُّ الْوَلَدِ مِنَ اْلأَبِ /Çocuğun babanın sulbünden süzülüp gelmesi. Bu anlamda çocuğa سَلِيل denmektedir. Allah buyurur ki: قَدْ يَعْلَمُ اللَّهُ الَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذًا : Allah içinizden, birbirinin arkasına gizlenerek sıvışıp gidenleri bilir (24/Nûr 53); وَلَقَدْ خَلَقْنَا اْلاِنْسَانَ مِنْ سُلاَلَةٍ مِنْ طِينٍ : Andolsun biz insanı çamurdan bir süzmeden yarattık (23/Mü’minûn 12); yani topraktan süzülen özden yarattık.

Bazılarına göre, âyette geçen سُلالَة kelimesi, meni’den kinâyedir. Bununla nutfeden meydana gelen öz düşünülmüştür. سُلّ /Verem: Kendisiyle etin ve gücün gittiği bir hastalıktır. قَدْ أَسَلَّهُ اللهُ : Allah ona sülle/verem hastalığı versin/onu fakir etsin.

Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “لاَ إِسْلاَلَ وَلاَ إِغْلاَلَ : Ne hırsızlık ne de hainlik/haksızlık vardır.” تَسَلْسَلَ الشَّيْءُ : Şey sallandı. Sanki o, peş peşe gelip gitmiş diye düşünülmüştür. Bundan dolayı mânânın tekrarına dikkat çekmek için lafızda tekrar olmuştur.

سِلْسِلَة /Zincir kelimesi de bu anlamdadır: ثُمَّ فِي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُ : Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu (69/Hâkka 32); إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَلاَسِلاَ وَأَغْلاَلاَ وَسَعِيرًا : Biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır (76/İnsan 4); إِذِ الاَغْلاَلُ فِي أَعْنَاقِهِمْ وَالسَّلاَسِلُ يُسْحَبُونَ : Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde sürükleneceklerdir (40/Mü’min 71). Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “ يَا عَجَبًا لِقَوْمٍ يُقَادُونَ إِلَى الْجَنَّةِ بِالسَّلاَسِلِ : Zincirlerle cennete sevk edilen toplum ne ilginçtir.” ماءٌ سَلْسَلٌ : Berrak oluncaya kadar yatağında gelip giden su. Şair şöyle der:

أَشْهَى إِلَيَّ مِنَ الرَّحِيقِ السَّلْسَلِ -238

238- Bana göre, o, akıcı saf sudan daha hoştur.

عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّى سَلْسَبِيلاَ : Selsebil denilen bir çeşme (76/İnsan 18); yani; rahat, lezzetli, akıcı ve akışı keskin olan bir su. Bazılarına göre سَلْسَبِيلاَ , cennetteki bir su kaynağının ismidir. Kimisine göre söz konusu bu kelime, سَلْ سَبِيلا kelimelerinden oluşmuştur. Tıpkı حَوْقَلَة, بَسْمَلَة ve benzeri birleşik lafızlar gibi. Kimisi ise, bu kelimenin hızlı akan bütün su kaynaklarının adı olduğunu söyler. أَسَلَةُ اللِّسَانِ : Dilin ince tarafı.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →