س ط ح (SŦḪ)
S-t-h
سَطْح : Evin üstüdür. سَطَحْتُ الْبَيْتَ : Eve dam yaptım. سَطَحْتُ الْمَكَانَ : Yeri dam gibi dümdüz yaptım: وَإِلَى اْلأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ : (Bakmıyorlar mı) yere, nasıl yayılıp döşenmiş? (88/Ğâşiye 20). اِنْسَطَحَ الرَّجُلُ : Adam sırtüstü uzandı. Kâhine سَطِح denmesi, bir deri parçasını serdiğinden dolayıdır. مِسْطَح : Çadıra kendisiyle çatı yapılan direktir. سَطَحْتُ الثَّرِيدَةَ فيِ الْقَصْعَةِ : Tiriti tasta yaydım.