Sözlük

س و م (SWM)

S-v-m

سَوْم kelimesinin asıl anlamı, bir şeyi talep etmek için gitmektir. Buna göre o, ذَهَاب /gitmek ve اِبْتِغَاء /talep etmek’ten oluşan bir anlama gelen bir lafızdır. Bu kelime; سَامَتِ اْلإِبِلُ فَهِيَ سَائِمَةٌ /Develer gitti, gitmektedirler, sözünde gitmek anlamında; سُمْتُ كَذَا /Şunu talep ettim, sözünde ise talep etmek anlamında kullanılmıştır. Allah buyurur ki: يَسُومُونَكُمْ سُوءَ الْعَذَابِ : Onlar sizi işkencenin en kötüsüne sürüyorlar (14/İbrahim 6). Bu anlamdan şöyle denir: سِيمَ فُلاَنٌ الْخَسْفَ : Falan kişi kötü bir şeye sevkedildi; فَهُوَ يُسَامُ الْخَسْفَ : O, kötü bir şeye sevkedilmektedir.

Alış-verişteki سَوْم de bu anlamdan gelmektedir. Bu anlamda şöyle denir: صَاحِبُ السِّلْعَةِ أَحَقُّ بِالسَّوْمِ : Malın sahibi, malını satışa arzetmede daha fazla hak sahibidir. سُمْتُ اْلإِبِلَ فِي الْمَرْعَى وَأَسَمْتُهَا وَسَوَّمْتُهَا : Develeri merada otlattım. Bu anlamda Allah buyurur ki: هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاءً لَكُمْ مِنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ : Sizin için gökten su indiren O’dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınıza yedirdiğiniz ağaç/bitki da ondan oluşmaktadır (16/Nahl 10). سِيمَاء ve سِيمِيَاء , alâmet anlamındadır. Şair şöyle der:

لَهُ سِيمِيَاءُ لاَ تَشُقُّ عَلَى الْبَصَرْ -254

254- Onun öyle bir alâmeti var ki, gözün onu farketmesi zor değildir.

Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَرِ السُّجُودِ : Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır (48/Fetih 29).

قَدْ سَوَّمْتُهُ : Yani ona işaret koydum. Yüce Allah melekler hakkında şöyle der: مُسَوَّمِينَ (3 /Âl-i İmran 125); yani, nişanlı melekler. مُسَوِّمِينَ ; [vav’ın kesriyle] yani kendilerine veya atlarına nişan koyanlar, ya da atlarını yollayanlar.

Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivâyet edilmektedir: “تَسَوَّمُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ قَدْ تَسَوَّمَتْ : Üzerinize alâmet koyun, çünkü melekler de üzerlerine alâmetler koymuşlardır.”

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →