س و م (SWM)
S-v-m
Alış-verişteki سَوْم de bu anlamdan gelmektedir. Bu anlamda şöyle denir: صَاحِبُ السِّلْعَةِ أَحَقُّ بِالسَّوْمِ : Malın sahibi, malını satışa arzetmede daha fazla hak sahibidir. سُمْتُ اْلإِبِلَ فِي الْمَرْعَى وَأَسَمْتُهَا وَسَوَّمْتُهَا : Develeri merada otlattım. Bu anlamda Allah buyurur ki: هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاءً لَكُمْ مِنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ : Sizin için gökten su indiren O’dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınıza yedirdiğiniz ağaç/bitki da ondan oluşmaktadır (16/Nahl 10). سِيمَاء ve سِيمِيَاء , alâmet anlamındadır. Şair şöyle der:
لَهُ سِيمِيَاءُ لاَ تَشُقُّ عَلَى الْبَصَرْ -254
254- Onun öyle bir alâmeti var ki, gözün onu farketmesi zor değildir.
Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَرِ السُّجُودِ : Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır (48/Fetih 29).
قَدْ سَوَّمْتُهُ : Yani ona işaret koydum. Yüce Allah melekler hakkında şöyle der: مُسَوَّمِينَ (3 /Âl-i İmran 125); yani, nişanlı melekler. مُسَوِّمِينَ ; [vav’ın kesriyle] yani kendilerine veya atlarına nişan koyanlar, ya da atlarını yollayanlar.
Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivâyet edilmektedir: “تَسَوَّمُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ قَدْ تَسَوَّمَتْ : Üzerinize alâmet koyun, çünkü melekler de üzerlerine alâmetler koymuşlardır.”