س ك ن (SKN)
S-k-n
Birincisinden سَكَّنْتُهُ , ikincisinden أَسْكَنْتُهُ formları kullanılır. Örneğin; رَبَّنَا إِنِّي أَسْكَنتُ مِنْ ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ : Rabbimiz, ben çocuklarımdan bazısını, senin Haram Ev’inin yanında, ekinsiz bir vâdiye yerleştirdim (14/İbrahim 37); أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ : Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun (65/Talak 6).
وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاءً بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّاهُ فِي اْلأَرْضِ : Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk (23/Mü’minûn 18) âyeti, Yüce Allah’ın suyu yaratmaya da, onu yok etmeye de güç getirdiğine dikkat çekmektedir. سَكَن : Hem sükûnete, hem kendisiyle sükûnet bulunulan şeye denir: وَاللّهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا : Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı (16/Nahl 80); إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ : Senin du’ân, onlara huzûr verir (9/Tevbe 103); وَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا : Geceyi dinlenme zamanı yapmıştır (6/En’âm 96).
سَكَن : Kendisiyle huzur bulunulan ateş. سُكْنَى : Kişiye ücretsiz bir konut temin etmektir. Ev sakinlerine سَكْن denir. Tıpkı سَافِر ’in çoğulu سَفْر gibi. Bazılarına göre سَاكِن ’in çoğulu سُكَّان şeklinde gelir. سُكَّان السَّفِينَةِ : Geminin kendisiyle durdurulduğu çapa. Kesilenin hareketini sona erdirdiği için bıçağa سِكِّين denmektedir.
Bazılarına göre; هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ السَّكِينَةَ فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ : Mü’minlerin kalplerine huzûr indiren Allah’tır (48/Fetih 4) âyetinde geçen السَّكِينَةَ ’den kasıt melektir; mü’minin kalbini sakinleştirir ve ona güven verir. Nitekim Emiru’l-Mü’minin aleyhi’s-selâm şöyle demiştir: إِنَّ السَّكِينَةَ لَتَنْطِقُ عَلَى لِسَانِ عُمَرَ : Sekine (vahiy meleği), Ömer’in diliyle konuşur.
Kimisi de ondan kastın akıl olduğunu söyler; şehevî arzulara meyletmekten alıkoyduğunda ona سَكِينَة denir. Bu anlama şu âyet delâlet etmektedir: وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ : Allah’ı anmakla gönülleri huzur bulan kimselerdir (13/Ra’d 28). Bazıları سَكِينَة ve سَكَن ’in aynı olup korkunun giderilmesi anlamında olduklarını söyler. Şu âyet bu anlamdadır: إِنَّ آيَةَ مُلْكِهِ أَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ : Onun hükümdarlığının alâmeti, içinde Rabbinizden bir huzûr bulunan Tabut’un size gelmesidir (2/Bakara 248).
سَكِينَة ’nin; başı, kedinin başına benzeyen bir şey olduğuna dair rivâyetin sahih olmadığı kanaatindeyim.
مِسْكِين : Hiçbir şeye sahip olmayan kişiye denir; fakirden daha düşük bir seviyededir.
أَمَّا السَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَاكِينَ يَعْمَلُونَ فِي الْبَحْرِ : O gemi, denizde çalışan birtakım miskinlere ait idi (18/Kehf 79). Gemi gittikten sonra Yüce Allah onları miskin diye ifâde etmiş; veya onların miskinliklerine oranla gemilerinin bir değeri olmadığı için onlar bu şekilde nitelendirilmişlerdir. وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ : Üzerlerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu (2/Bakara 61) âyetinde geçen مَسْكَنَة ’deki mim harfi, iki görüşten en sahih olanına göre zaittir.