س ل ط (SLŦ)
S-l-t
Sultan, سَلاطَة /güç ve yetki sahibi olma anlamında da kullanılır: وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا : Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun mirasçılarına yetki vermişizdir (17/İsra 33); إِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ : İnanıp Rab’lerine güvenenlere onun bir gücü yoktur (16/Nahl 99); إِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُ : Onun gücü, kendisini dost edinenleredir (16/Nahl 100); لاَ تَنْفُذُونَ إِلاَّ بِسُلْطَانٍ : Bir yetkiye sahip olmadan geçemezsiniz (55/Rahman 33).
Kalplere yapılan saldırılardan dolayı, hüccete/delile de sultan denir; fakat bu saldırı daha çok, mü’minlerden ilim ve hikmet ehline yapılmaktadır.
Allah buyurur ki: الَّذِينَ يُجَادِلُونَ فِي آيَاتِ اللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَانٍ أَتَاهُمْ : Onlar ki kendilerine gelmiş bir delil olmadan Allah’ın âyetleri hakkında tartışırlar (40/Mü’min 35); فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ : Hadi bize açık bir delil getirin (12/İbrahim 10); وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَى بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ : Andolsun biz Mûsa’yı âyetlerimizle ve apaçık delillerle gönderdik (40/Mü’min 23); أَتُرِيدُونَ أَنْ تَجْعَلُوا لِلّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُبِينًا : Allah’a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz? (4/Nisâ 144). هَلَكَ عَنِّي سُلْطَانِيهْ : Gücüm/delilim benden yok olup gitti (69/Hâkka 29) âyeti sultan kelimesinin her iki anlamına da gelebilir.
سَلِيط : Yemenlilerin lügatinde zeytin yağı anlamındadır.
سَلاَطَةُ اللِّسَانِ : Dilin konuşmaya olan kabiliyeti; bu daha çok zem anlamında kullanılır.
امرَأَةٌ سَلِيطَةٌ /Konuşkan kadın/Çenesi düşük kadın, denir.
سَنَابِكُ سَلِْطَاتٌ : Güçlü toynaklar; yani gücünden ve uzunluğundan dolayı tasallutu/üstünlüğü bulunmaktadır.