Sözlük

ن م ل (NML)

E-n-m-l

Allah buyurur ki: عَضُّوا عَلَيْكُمُ اْلأَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِ Size karşı öfkelerinden parmaklarının uçlarını ısırırlar (3/Âl-i İmrân 119) âyetinde geçen أَنَامِل sözcüğü أَنْمُلَة kelimesinin çoğuludur. Bu da, parmakların tırnaklara en yakın olan eklemidir. فُلاَنٌ مُؤَنْمِلُ اْلأَصَابِعِ deyimi, bir kişinin kısa ve kalın parmaklı olduğunu anlatır. Bu kelimedeki hemze, zaidedir. Çünkü هُوَ نَمِلُ اْلأَصَابِعِ denmektedir. Kelimenin burada verilmesi, aslına göre değil, kullanılışından dolayıdır.

N-m-l

Bu konuda Allah buyurur ki: حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ Nihâyet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! dedi (27/Neml 18). Bu anlamda طَعَامٌ مَنْمُولٌ Karıncalı yemek, demektir.

نَمْلَة insanın yan tarafında çıkan şeklen karıncaya benzer bir yaradır. Ayrıca toynaktaki yarığa da bu isim verilmiştir.

فَرَسٌ نَمِلُ اْلقَوَائِمِ Ayakları hafif at.

Bazen نَمْل sözcüğü, istiâre yoluyla, laf taşımak demek olan نَمِيمَة için de kullanılır. Bu, laf taşımanın karıncanın ayak seslerinden daha sessiz yayıldığının düşünülmesindendir. Bu anlamda هُوَ نَمِلٌ، وذُو نَمْلَة، ونَمَّال yani: O, laf taşıyan, dedikoducunun biridir. تَنَمَّلَ اْلقَوْمُ topluluk karıncalaştı, yani: Bir şeyler toplamak için karıncalar gibi dağıldılar. Onun için: هُوَ أَجْمَعُ مِنْ نَمْلَةٍ O, karıncadan daha çok toplayıcıdır, denir.

أُنْمُلَة sözcüğü ise, parmak uçlarıdır, çoğulu ise, أَنَامِل şeklinde gelir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →