Sözlük

ن ص ر (NṦR)

N-s-r

نَصْر ve نُصْرَة : Kelimeleri, yardım manasını taşırlar. Bu konuda Allah buyurur ki: وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ Seveceğiniz bir şey daha var: Allah’tan yardım ve yakın bir fetih. (61/Saf 13); إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ Allah’ın yardımı ve Fetih geldiği zaman (110/Nasr 1); قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آَلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ Onlar: Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da ilâhlarınıza yardım edin, dediler (21/Enbiyâ 68); إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ فَلاَ غَالِبَ لَكُمْ وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? (3/Âl-i İmrân 160).

Yine Allah buyurur ki: وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! (2/Bakara 250); وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ Mü’minlere yardım ise, bizim nezdimizde bir hak oldu (30/Rûm 47);إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آَمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ اْلأَشْهَادُ Biz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri gündekesinlikle yardım ederiz (40/Mü’min 51); وَمَا لَهُمْ فِي اْلأَرْض مِنْ وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ ve onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz (9/Tevbe 74).

Yine buyurur: وَكَفَى بِاللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَى بِاللَّهِ نَصِيرًا Gerçek bir dost olarak Allah yeter ve yardımcı olarak da Allah yeter (4/Nisâ 45); وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ Size O’ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı (9/Tevbe 116); فَلَوْلاَ نَصَرَهُمُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ قُرْبَانًا آَلِهَةً Allah’ı bırakıp da kendilerine yakınlık sağlamak için edindikleri ilâhları onlara yardım etselerdi ya! (46/Ahkâf 28)

Buna benzer âyetler pek çoktur.

Yüce Allah’ın kullarına yardım etmesi anlaşılabilir bir şeydir. İnsanın Allah’a yardımı ise, onun yardıma muhtaç kullarına yardım etmektir. Ayrıca Onun belirlediği sınırları koruması, ona verdiği sözlerine bağlı kalması, onun hükümlerine boyun eğmesi, yasak kıldıklarından uzak durmasıdır.

Bu konuda Allah buyurur ki: وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِ Bu, Allah’ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir (57/Hadîd 25); يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar (57/Muhammed 7);يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا كُونُوا أَنْصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ Ey inananlar, Allah’ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demişti. Havariler: Allah (yolun)un yardımcıları biziz, dediler (61/Saff 14).

اِنْتِصَار ve اِسْتِنْصَار ise, yardım talep etmektir. Allah buyurur ki:

وَالَّذِينَ إِذَا أَصَابَهُمُ الْبَغْيُ هُمْ يَنْتَصِرُونَ Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar (42/Şûrâ 39); وَالَّذِينَ آَوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur (8/Enfâl 72); وَلَمَنِ انْتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِ فَأُولَئِكَ مَا عَلَيْهِمْ مِنْ سَبِيلٍ Zulme uğradıktan sonra muzaffer olan kimseye gelince, işte onların aleyhinde ceza vermek için herhangi bir yol yoktur (42/Şûrâ 41); فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ Bunun üzerine Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et!, diyerek yalvardı (54/Kamer 10).

Âyette فَانْتَصِرْ denmiş أُنْصُرْ denmemiştir. Böylece şuna dikkat çekilmiştir: Bana reva görülen sana da reva görülmüştür, çünkü ben senin emrinle onlara vardım. Onun için bana yardım etmen aslında kendine yardım etmendir.

تَنَاصُر ise, yardımlaşmadır. Allah buyurur ki: مَا لَكُمْ لاَ تَنَاصَرُونَ Onlara: Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz? denilir (37/Sâffât25).

Hırıstiyanların نَصَارَى diye isimlendirilmeleri hakkında onların şu âyette böyle kaydedilmiş olmalarındandır, denmiştir: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا كُونُوا أَنْصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ Ey inananlar, Allah’ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demişti. Havariler: Allah (yolun)un yardımcıları biziz. dediler. (61/Saf 14).

Kimisi de: Onların bu ismi almalarının nedeni, نَصْرَانَة köyünden olmalarındandır. Bu köye nispet نَصْرَانِي ’dir; onun da çoğulu: نَصَارَى şeklinde gelir. Allah buyurur ki: وَقَالَتِ الْيَهُودُ لَيْسَتِ النَّصَارَى عَلَى شَيْءٍ وَقَالَتِ النَّصَارَى لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلَى شَيْءٍ Yahudiler dediler ki, Hıristiyanlar bir şey üzerinde değiller. Hıristiyanlar da Yahudiler bir şey üzerinde değiller, dediler. (2/Bakara 113).

نُصِرَ أَرْضُ بَنِي فُلاَنٍ deyimi, falan kabilenin arazisine yardım edildi, yani: Oraya yağmur yağdı, manasındadır. Çünkü yağmur, arazinin yardımıdır.

نَصَرْتُ فُلاَنًا Falan adama yardım ettim, deyimi de, ya araziye yardımın istiâre yoluyla kullanılmasıdır ya da direk yardım demektir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →