Sözlük

ن د و (ND̃W)

Nidâ

Sesin yükselmesi ve ortaya çıkışı manasını taşıyan نِدَاء kelimesi, bazen salt anlamda sese de نِدَاء adı verilir. Yüce Allah şu âyette bu manasını kastetmiştir: وَمَثَلُ الَّذِينَ كَفَرُوا كَمَثَلِ الَّذِي يَنْعِقُ بِمَا لاَ يَسْمَعُ إِلاَّ دُعَاءً وَنِدَاءً O kâfirlerin hâli, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın hâline benzer; (2/Bakara 171), yani: Bu kâfirler, sözün taşıdığı anlamdan uzak olarak, salt anlamda bir ses duyduklarını bilirler, başka bir şey anlamazlar.

Bir mana taşıyan ve bir şeyin anlaşılmasını sağlayan sözlere de nidâ adı verilir. Yüce Allah bu anlamda şöyle buyurur: وَإِذْ نَادَى رَبُّكَ مُوسَى أَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ Hani bir zaman da Rabbin, Musa’ya nida edip: Git o zalim kavme, demişti (26/Şuarâ 10).

وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى الصَّلاَةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar (5/Mâide 58); şu âyet de aynı anlamdadır: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ Ey inananlar! Cuma günü namaz için, çağrıldığı zaman, (62/Cuma 9).

Şeriatta namaza çağırmak, onun için belirlenmiş kelimelerle (ezân ile) yapılır.

Yüce Allah’ın أُولَئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَعِيدٍ Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar) (41/Fussilet 44). Bu âyette iman etmeyenler için nida kavramının kullanılmış olması, onların haktan uzak olduklarına dikkat çekmek içindir.

Şu âyetler aynı konuyu anlatmaktadır: وَاسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَرِيبٍ Bir münadinin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver (50/Kâf 41); وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ اْلأَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا Biz ona Tur dağının sağ yanından seslendik ve onu hususi bir konuşmada bulunmak üzere kendimize yaklaştırdık (19/Meryem 52); فَلَمَّا جَاءَهَا نُودِيَ Oraya geldiğinde seslenilir (27/Neml 8).

إِذْ نَادَى رَبَّهُ نِدَاءً خَفِيًّا Bir zamanlar o, Rabbine gizlice seslenmişti (19/Meryem 3) âyetinde geçen nidâ kavramıyla Yüce Allah’a işaret etmiştir. Çünkü o, günâhlarından ve kötü amellerinden dolayı, kendini O’ndan uzak düşünmüştü. Bu, onun azabından korkan herkesin doğal hâlidir.

رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيمَانِ أَنْ آَمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَآَمَنَّا Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik ve hemen iman ettik (3/Âl-i İmrân 193).

Bu âyette geçen مُنَادِي kelimesi, akıl, Allah’tan gelen Kitap, Allah tarafından gönderilen peygamberler ve Yüce Allah’a iman etmeyi zorunlu kılan diğer âyetler, deliller manasını taşımaktadır. Bunları imana çağıran bir münadi olarak vermesi de, onların seslenmek kadar açık olduklarını ve çağıran insanın teşvik ettiği gibi teşvik ettiklerini göstermektedir.

نِدَاء kavramının aslı, النَدَى yani, rutubet, ıslaklık sözcüğüdür. Bu anlamda صَوْتٌ نَدِيٌّ رَفِيعٌ Yanık yüksek bir ses, denmiştir. Nidanın istiâre yoluyla ses için kullanılması ise, ağzının rutubeti bol olan kişinin sözünün güzelleşmesindendir. Onun açık fasîh/etkili konuşan kişi, ağız suyu bol olan diye nitelendirilmiştir. Bunun için نَدًى أَنْدَاءٌ أَنْدِيَةٌ denmektedir. Ağaç da ondan meydana geldiği için نَدَى adını almıştır. Bu, sebeple meydana gelenin, sebebin ismiyle anılması türünden bir adlandırmadır.

435- كالكَرْمِ إِذْ نَادَى مِنَ اْلكَافُورِ

435- Kapçıktan henüz çıkmakta olan üzüm gibi.

Yani, münadinin/tellâlin sesi gibi ortaya çıktığında.

Beraber oturmak da نِدِاء diye adlandırılmış, hatta meclise de نَادِي ، مُنْتَدِى، نَدِيّ adı verilmiştir. İnsanın kendisiyle oturduğu kişiye de bu isim verilmiştir. Allah buyurur ki: فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın (96/Alak 17). Onun için Mekke’de Müşriklerin içinde toplandıkları toplantı salonuna da دَارُ النَّدْوَة (Dâru’n-Nedve) denmiştir.

Cömertlik de نَدَى diye ifâde edilmiştir. Bu anlamda فُلاَنٌ أَنْدَى كَفًّا مِنْ فُلاَنٍ Falan adamın eli, falanınkinden daha açıktır, denmiştir. Yine bu anlamda: هُوَ يَتَنَدَّى عَلَى أَصْحَابِهِ arkadaşlarına cömert davranır, deyimi de bu köktendir. مَا نَدَيْتُ بِشَيْءٍ مِنْ فُلاَنٍ deyimi ise, falandan hiçbir cömertlik görmedim, demektir.

مُنْدَيَاتُ اْلكَلِم Nahoş/utandıran sözler deyimi de bildiğimiz aşağılama, hakaret sözleridir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →