Sözlük

ن ع م (NAM)

N-a-m

نِعْمَة : İyi hâl/güzel hayat demektir. Nimet kelimesinin dilbilgisi açısından kuruluşu insanın جِلْسَة oturuş, رِكْبَة biniş gibi hâl, tutum, tavır vb davranışlarını tanımlayan sıfatların formundadır.

نَعْمَة formu ise, bir fiilin bir kere yapıldığını gösteren ضَرْبَة bir vuruş ve شَتْمَة bir küfür gibi bir kalıptır.

Nimet kavramı cins için kullanıldığından hem az hem de çok için geçerlidir. Allah buyurur ki: وَإِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللهِ لاَ تُحْصُوهَا Eğer Allah’ın nimetlerini sayarsanız, saymakla bitiremezsiniz (16/Nahl 18); يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, (2/Bakara 40); وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي Sizin üzerinize nimetimi tamamladım (5/Mâide 3); فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَفَضْلٍ Bunun üzerine Allah’ın nimeti ve lütfüyle geri döndüler (3/Âl-i İmrân 174). Bu anlamda pek çok âyet vardır.

إِنْعَام ise, başkasına iyilik yapmaktır. Bu ancak, iyilik yapılanlar, konuşan varlıklardan olduğunda söylenebilir. Onun için: أَنْعَمَ فُلاَنٌ عَلَى فَرَسِهِ Falan kişi atına iyilik yaptı, denmez. Allah buyurur ki: أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ O kendilerine nimet verdiklerinin (1/Fâtiha 7); وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ Hani, Allah’ın kendine nimet verdiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: (33/Ahzâb 37).

نَعْمَاء iyilik, ضَرَّاء kötülük sözcüğünün karşıtıdır. Allah buyurur ki: وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ نَعْمَاءَ بَعْدَ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ Ve şâyet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, (11/Hûd 10).

نُعْمَى mutluluk ise, بُؤْسَى mutsuzluk kelimesinin zıddıdır. Allah buyurur ki:إِنْ هُوَ إِلاَّ عَبْدٌ أَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَاهُ مَثَلاً لِبَنِي إِسْرَائِيلَ İsâ, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur (43/Zuhruf 59).

نَعِيم ise, bol miktardaki nimettir. Allah buyurur ki: فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ Nimetlerin bol olduğu cennetlerinde (10/Yûnus 9); لَهُمْ جَنَّاتُ النَّعِيمِ onlar için nimetlerin bol olduğu cennetler vardır (31/Lokmân 8).

تَنَعَّمَ fiili, içinde nimet ve güzel hayat olanı aldı, demektir. Bu anlamdaki diğer bir form ise, نَعَّمَهُ تَنْعِيمًا فَتَنَعَّمَ Onu nimet içinde yaşattı, yani, ona rahat bir hayat verdi ve bolluk içinde yaşattı. Allah buyurur ki: فَأَمَّا الْإِنْسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ İnsan, Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimetler içinde yüzdürünce: (89/Fecr 15).

Bu anlamda طَعَامٌ نَاعِمٌ eşsiz bir yemek,جَارِيَةٌ نَاعِمَةٌ eşsiz bir cariye, sözleri vardır.

نَعَم ise, develere mahsus bir isimdir. Çoğulu, أَنْعَام şeklindedir. Bu şekilde adlandırılmasının mantığı, devenin onların yanında en büyük nimet olarak kabul edilmiş olmasındandır. Bununla beraber, bu sözcüğün deve, sığır ve koyun cinsi karışık olduğunda da söylenebilir. Ama içinde deve yoksa onlara أَنْعَام denmez. Allah buyurur ki: وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْفُلْكِ وَاْلآَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ Sizin için bineceğiniz gemiler ve evcil hayvanlar var etmiştir (43/Zuhruf 12); وَمِنَ اْلأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır (6/En’âm 142); فَاخْتَلَطَ بِهِ نَبَاتُ اْلأَرْض مِمَّا يَأْكُلُ النَّاسُ وَاْلآَنْعَامُ insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır (10/Yûnus 24). Burada geçen أَنْعَام kelimesi ise, geneldir, hem develer hem de diğerleri için kullanılmıştır.

نُعَامَى ise, yumuşak biçimde esen güney rüzgârıdır.

نُعَامَة de, yaratılışta deveye benzediğinden bu adı alan deve kuşudur. Bu sözcük ayrıca yapı olarak deve kuşuna benzediğinden dağda yapılmış gölgelik, kuyunun başındaki gölgelik için de kullanılır.

نَعَائِم de, Ay’ın, yine deve kuşuna benzetilen bazı menzilleridir. Şairin şu sözü ise yoruma tabidir:

449- وَابْنُ النَّعَامَةِ عِنْدَ ذَلِكَ مَرْكَبِي

449- Neâmenin oğlu bu sırada bineğimdir.

Deniyor ki: Şair burada kendi ayaklarını kastetmiştir. Devekuşunun oğlu demesinin nedeni ise, hızlılıkta ona benzetme yapmaktır. Kimisi de: Buradaki النَّعَامَةِ ayağın içidir, der. Bana göre bunu söyleyen nerede söylemişse, her zaman devekuşunu kastetmiştir; başkasını değil.

تَنَعَّمَ فُلاَنٌ deyimi, nimetten alınmadır ve kişinin yavaş yavaş yürüdüğünü anlatır.

نِعْمَ ise, övgü için kullanılır. Kötüleme için kullanılan بِئْسَ sözcüğünün karşıtıdır. Allah buyurur ki: نِعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ O ne güzel kul! O daima Allah’a yönelmektedir (38/Sâd 44); فَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ Bak ne güzeldir mükâfâtı o iyi amel işleyenlerin! (39/Zümer 74); نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ O ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır (8/Enfâl 40); وَاْلآَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz! (Zâriyât 48); إِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَ Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur, (2/Bakara 271).

Bir kişiye: إِنْ فَعَلْتَ كَذَا فَبِهَا وَنِعْمَتْ Eğer bu işi yaparsan ne güzel olur, denir.

غَسَّلْتُهُ غَسْلاً نِعِمَّا Öyle bir güzel yıkadım ki.

Bir işin zorunlu olanını yaptıktan sonra fazlasını da yapmak فَعَلَ كَذَا وَأَنْعَمَ şeklinde ifâde edilir. Bunun aslı da إِنْعَام iyilik yapmaktandır.

نَعَّمَ اللهُ بِكَ عَيْنًا Allah Gözlerini aydınlatsın/Allah sana müreffeh bir hayat versin [Allah seninle sevdiğinin gözünü aydınlatsın].

نَعَمْ (evet, iyi, hoş) sözcüğü, nimet kelimesinden alınmış bir cevap kelimesidir. Bu anlamda kullanılan ifâdeler: نَعَمْ ونُعْمَةَ عَيْنٍ ونُعْمَى عَيْنٍ ونُعَامُ عَيْنٍ

Bu sözcüğün, أَنْعَمَ مِنْهُ yani, yumuşattı, kolaylaştırdı kökünden gelmiş olması da doğrudur.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →