ق و س (GWS)
K-v-s
قَوْس kelimesi, okun kendisiyle atıldığı yay demektir: فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı (53/Necm 9).
Yayın normal eğrilik hâli baz alınarak eğilmek için تَقَوُّس denmiştir. Aynı anlamda beli bükülen ve eğilmiş hâlde duran ihtiyar adama da قَوَّسَ الشَّيْخُ ve تَقَوَّسَ ihtiyar yay oldu, yaylaştı denmektedir. Aynı şekilde قَوَّسْتُ الْخَطَّ فَهُوَ مُقَوَّسٌ çizgiyi yay gibi yaptım, o da yay gibi oldu, sözü de bu köktendir.
مِقْوَس ise, yayın geçtiği yerdir. Bunun aslı da, yay gibi uzatılıp ardından atın salıverildiği ipten gelmektedir.