Sözlük

ق ص ر (GṦR)

K-s-r

قِصَر /Uzun: Kısa’nın zıddı. Bu iki kelime başkasıyla değerlendirilen göreceli isimlerdendir. قَصَرْتُ كَذَا : Falan şeyi kısalttım.

تَقْصِير : İhmal etmek, gevşek davranmak anlamındadır. قَصَرْتُ كَذَا : Şunun bir kısmını bir kısmına kattım. Bu anlamdan قَصْر /köşk isim almıştır. Çoğulu قُصُور şeklinde gelir. Allah buyurur ki: فَكَأَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَشِيدٍ : Nice kasabaları zulüm ederken helâk ettik. Şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmaktadır, kuyuları körelmiş, sarayları yıkılmıştır (22/Hac 45); وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُورًا : (Allah dilerse) senin için saraylar yaptırır (25/Furkân 10); إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ : O, saray gibi kıvılcımlar atar (77/Murselât 32).

Bazılarına göre قَصْر kelimesi ağaç köküne denir. Tekili قَصْرَة şeklinde gelir. Tıpkı جَمْرَة ve جَمْر gibi. Ağaç kökünün kasr’a benzetilmesi şu âyetteki benzetme gibidir: كَأَنَّهُ جِمَالَةٌ صُفْرٌ : Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir (77/Murselât 33).

قَصَرْتُهُ : Onu kasra/köşke koydum. Şu âyet de bu anlamdadır: حُورٌ مَقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ : Çadırlara kapanmış hûriler (55/Rahmân 72).

قَصَرَ الصَّلاَةَ : Ruhsattan dolayı namazın bazı rükünlerini terk etmekle onu kısalttı. Allah buyurur ki: وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي اْلأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا : Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günâh yoktur (4/Nisâ 101).

قَصَرْتُ اللِّقْحَةَ عَلىَ فَرَسيِ : Damızlık hayvanı atımın üzerine bıraktım. قَصَرَ السَّهْمُ عَنِ الْهَدَفِ : Ok hedefe ulaşmadı. اِمْرِأَةٌ قَاصِرَةُ الطَّرْفِ : Bakışını caiz olmayanlara uzatmayan kadın. Allah buyurur ki: فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ : Orada gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş kadınlar vardır (55/Rahmân 56).

قَصَّرَ شَعَرَهُ : Saçının bir kısmını kesti: مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ : Başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak (48/Fetih 27).

قَصَّرَ فيِ كَذَا : Şu hususta tembellik etti. قَصَّرَ عَنْهُ : Onu elde etmedi, ona ulaşmadı. أَقْصَرَ عَنْهُ : Ona/Bir şeye güç yetirdiği hâlde geri durdu/el çekti. اِقْتَصَرَ عَلىَ كَذَا : Falan şeyin azı ile yetindi

أَقْصَرَتِ الشَّاةُ : Koyun öyle yaşlandı ki, diş kenarları kısaldı. أَقْصَرَتِ الْمَرْأَةُ : Kadın kısa boylu çocuklar doğurdu. التِّقْصَارُ : Kısa gerdanlık. قَوْصَرَة (hurma sepeti): Bilinmektedir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →