ق ح م (GḪM)
K-h-m
اِقْتِحَام : Ürküten bir şiddetin ortasına dalmaktır: فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ : O zor geçidi aşmaya girişmedi (90/Beled 11); هَذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْ : İşte bu topluluk, sizinle beraber göğüs gerenlerdir (38/Sâd 59). قَحَّمَ الْفَرَسُ فَارِسَهُ : At, binicisini korkulacak bir şeye daldırdı/sürükledi. قَحَمَ فُلاَنٌ نَفْسَهُ فِي كَذَا مِنْ غَيْرِ رَوِيَّةٍ : Falan kişi düşünmeden şu işe atıldı. مَقَاحِيم : Bir işe atılanlardır. Şair şöyle der:
مَقَاحِيمُ فِي اْلأَمْرِ الَّذِي يُتَجَنَّبُ -363
363- Sakınılması gereken işe atılıyorlar.
Bu şiir, يُتَجَنَّبُ yerine يُتَهَيَّبُ (korkulan) şeklinde de rivâyet edilmiştir.