Sözlük

ق ر ا (GRÊ)

قَرَأَتِ اْلمَرْأَةُ : Kadın kan gördü/özel günlerine girdi. اَقْرَأَتِ اْلمَرْأَةُ : Kadın قُرْء /kur sahibi oldu.
قَرَأْتُ اْلجَارِيَةَ : Kadın, özel günlerine girdiğinden onun hamile olmadığına karar verdim.
Gerçekte قُرْء kelimesi, normal hâlde olan kadının özel günlerine geçmesini ifâde eder. Bu kelime kadının hem temizlik hem de onun ardından gelen özel günlerindeki hâlini içeren bir isim olduğundan, bu iki hâlin her birisi için de kullanılabilir. Çünkü birlikte iki anlam için konulan her isim, tek başına olduğu zaman onların her birisine de isim olur. Tıpkı tepsi ve yiyecek anlamlarına gelen مَائِدَة kelimesi gibi. Sonra bunların her biri de tek tek bu kelimeyle isimlendirilir. قُرْء kelimesi de ne sadece kadının temizlik hâlinin, ne de sadece özel günlerinin ismidir. Zira hayız görmeyen kadına ذَاتُ قُرْءٍ (Kur sahibi) denilmediği gibi, hayızlı ve lâhosa olan kadına da denilmez.
وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوءٍ : Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç kur/adet beklerler (2/Bakara 228); yani temizlik hâlinden özel günlerine üç kez girecek müddet kadar.
Hz. Peygamber’in şu hadisteki أَقْرَاء kelimesi “hayız günleri” anlamındadır: اقْعُديِ عَنِ الصَّلاَةِ أَيَّامَ أَقْرَائِكِ : Kur günlerinde namazı terk et. Bu tıpkı şöyle diyenin sözü gibidir: اِفْعَلْ كَذَا أَيَّامَ وُرُودِ فُلاَنٍ : Falan kişinin geliş günlerinde şunu yap. Sözü edilen kişinin gelişi, her ne kadar günlere nispet ediliyorsa da sadece kısa bir zaman diliminde gerçekleşmektedir.
Dilcilerin, قُرْء kelimesinin قَرَأَ , yani “topladı” kelimesinden geldiğini söylemeleri şundandır: Onlar, yukarıda zikrettiğim gibi, tuhr/temizlik zamanı ile hayız zamanını bir arada toplamayı itibara almışlardır. Çünkü kan rahimde toplanır.
قِرَاءَة : Okurken harf ve kelimeleri bir arada toplamaktır. Ama toplumu bir araya getirdiğin zaman قَرَأْتُ اْلقَوْمَ denilemez. Buna delil, tek bir harfin telâffuz edilmesiyle ona قِرَاءَة denilmemesidir. قُرْآَن , kök itibarıyla tıpkı كُفْرَان ve رُجْحَان kelimeleri gibi mastardır. Allah buyurur ki: إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآَنَهُ * فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآَنَهُ : Şüphesiz onu toplamak ve okutmak Bize aittir * Öyleyse Biz, onu okuduğumuz vakit; sen, onun okunuşunu dinle (75/Kıyâmet 17-18). İbn Abbâs bu âyeti şöyle yorumlamaktadır: Biz onu, senin göğsünde toplayıp yerleştirdiğimizde onunla amel et.
اَلْكِتَاب kelimesiyle Hz. Muhammed’e indirilen vahiy tahsis edilmiştir. Böylece اَلْكِتَاب kelimesi ona indirilen vahyin özel isimi gibi oldu. Tıpkı التَّوْرَاة ’ın Hz. Musa’ya; الإِنْجِيلin de Hz. İsa’ya indirilen vahye özel isim oldukları gibi. Bazı âlimler şöyle demiştir: Allah’ın gönderdiği kitaplar arasında bu Kitab’ın Kur’ân diye isimlendirilmesi, diğer bütün ilâhî kitapların semeresini/meyvesini topladığı içindir. Dahası, bütün ilimlerin meyvesini topladığı içindir. Nitekim Yüce Allah buna şöyle işaret etmektedir: مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَى وَلَكِنْ تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ : Kur’ân uydurulabilen bir söz değildir. Fakat kendinden önceki kitapları tasdik eden, inanan millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir (12/Yûsuf 111); وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَى لِلْمُسْلِمِينَ : Sana; her şeyi açıklayan, hidâyet ve rahmet, Müslümanlara da bir müjde olan kitabı indirdik (16/Nahl 89).
قُرْآَنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِي عِوَجٍ : Eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’ân’dır (39/Zümer 28); وَقُرْآَنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَأَهُ عَلَى النَّاسِ عَلَى مُكْثٍ : Kur’ân’ı insanlara ağır ağır okuyasın diye bölümlere ayırdık (17/İsrâ 106); وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآَنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ : Andolsun biz bu Kur’ân’da insanlara her çeşit misali getirip anlattık (30/Rûm 58); أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآَنَ الْفَجْرِ : Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti Kur’ân’ını da (17/İsrâ 78). Bu son âyette geçen fecir vakti Kur’ân’ı, fecir vakti kıraatini anlatır. إِنَّهُ لَقُرْآَنٌ كَرِيمٌ : Şüphesiz o; şerefli bir Kur’ân’dır (56/Vâkıa 77).
أَقْرَأْتُ فُلاَنًا كَذَا : Falan kişiye şunu okuttum. سَنُقْرِئُكَ فَلاَ تَنْسَى : Sana okutacağız, artık unutmayacaksın (87/A’lâ 6). تَقَرَّأْتُ : Fehmettim, kavradım. قَارَأْتُهُ : Onunla ders okudum.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →