Sözlük

ق ل ب (GLB)

K-l-b

قَلْبُ الشَّيْءِ Bir şeyin kalbi, onun bir şekilden başka bir şekle çevrilmesi, döndürülmesidir. Elbisenin kalbi ve insanın kalbi gibi. Bu, insanın kendi yolundan alıkonması/çevrilmesi anlamına gelir. Bu anlamda Allah buyurur ki: وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ ve siz O’na döndürüleceksiniz (29/Ankebût 21).

Aynı kökten gelen اِنْقِلاَب ise, döndürülmek, bir işi bırakmak, geri dönmek, çekilmek anlamlarına gelir. Allah buyurur ki: أَفَإِنْ مَاتَ أَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلَى عَقِبَيْهِ Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? (3/Âl-i İmrân 144); قَالُوا إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ Onlar da: Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz, dediler (7/A’râf 125); وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ Zulmedenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında öğreneceklerdir (26/Şuarâ 227); وَإِذَا انْقَلَبُوا إِلَى أَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهِينَ Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı (83/Mutaffifîn 31).

İnsanın kalbine gelince, deniyor ki: Çokça değiştiğinden/aşırı değişkenliğinden bu adı almıştır. Kalbin eylemi veya özelliği olan ruh, ilim, şecaat vb gibi manalar da kalp diye adlandırılır.

Yüce Allah’ın: وَإِذْ زَاغَتِ اْلأَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ o vakit gözler kaymış, kalpler gırtlaklara gelmişti (33/Ahzâb 10) sözünde geçen الْقُلُوبُ sözcüğü, ruhlar demektir.

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ Şüphesiz ki bunda kalbi olan kimse için elbette bir öğüt vardır (50/Kâf 37) âyetinde geçen قَلْبٌ kelimesi ise, ilim ve anlayış anlamına gelir. وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ İçlerinden seni dinleyenler de vardır, fakat biz, onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne örtüler koyduk (6/En’âm 25); وَطُبِعَ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لاَ يَفْقَهُونَ Kalplerine mühür vuruldu. Onlar anlayamazlar (9/Tevbe 87) âyetleri de bunun gibidir.

وَمَا جَعَلَهُ اللَّهُ إِلاَّ بُشْرَى وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ Bunu da Allah size sırf bir müjde olsun ve bununla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı; yoksa, zafer, ancak Allah katındandır (8/Enfâl 10) âyetine gelince, sizin şecaatinizi sağlamlaştırsın ve korkunuzu bertaraf etsin, demektir. Bunun aksi ise, şu âyette yer almıştır: وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ O, kalplerine korku düşürdü (59/Haşr 2).

ذَلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ Böyle yapmanız hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temizdir (33/Ahzâb 53) âyeti ise, iffetli davranışa daha elverişlidir, manasına gelir. Şu âyetin manası da buna yakındır: هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ السَّكِينَةَ فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ Mü’minlerin kalplerine güven indiren O’dur (48/Fetih 4).

وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى Oysa onların kalpleri dağınıktır (59/Haşr 14), yani, kalpleri paramparçadır.

وَلَكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ Fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur (22/Hac 46) âyetinde geçen, الْقُلُوبُ kelimesi, bir görüşe göre, akıl, diğer bir görüşe göre ise, ruhtur. Yalnız, akıldır diyenlerin görüşü, isabetli değildir, çünkü, akıl için bu doğru değildir. Buradaki mecaz, şu âyetteki mecaza benzer: تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا اْلأَنْهَارُ Altlarından ırmaklar akan cennetler (2/Bakara 25); zira, nehirler akmaz, akmakta olan sadece sulardır.

تَقْلِيبُ الشَّيْءِ Bir şeyin taklibi, bir hâlden başka hâle geçmesi, değişmesidir. Şu âyet bunun bir örneğidir: يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ Yüzleri ateş içinde çevrildikleri gün (33/Ahzâb 66).

تَقْلِيبُ اْلأُمُورِ ise, işleri evirip çevirmek ve onlara derinlemesine bakmaktır. Allah buyurur ki: وَقَلَّبُوا لَكَ الْأُمُورَ Onlar sana türlü işler çevirdiler (9/Tevbe 48).

Yüce Allah’ın kalpleri ve basiretleri çevirmesi, onları bir görüşten bir başkasına döndürmesi demektir. Buyurur ki. وَنُقَلِّبُ أَفْئِدَتَهُمْ وَأَبْصَارَهُمْ Biz onların kalplerini ve gözlerini çeviririz de (6/En’âm 110).

تَقْلِيبُ الْيَدِ deyimi de, pişmanlığı ifâde eder. Bu, pişman olan insanın hâlini anlatan bir ifâdedir. Yüce Allah bu bağlamda buyurur: وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَى مَا أَنْفَقَ فِيهَا Derken ürünü yok edildi. Bunun üzerine bağına yaptığı masraflara karşı ellerini ovuşturmaya başladı (18/Kehf 42), yani: pişmanlıktan ellerini çırpıp duruyordu.

Bu konuda şair de şöyle der:

كَمَغْبُونٍ يَعَضُّ عَلَى يَدَيْهِ تَبَيَّنَ غَبْنُهُ بَعْدَ الْبَيَاعِ -371

371- (Üzüntüsünden) ellerini ısıran aldatılmış gibi,

Alışverişten sonra aldandığı açıkça ortaya çıktığında.

تَقَلُّب ise, dolanmak, dolaşmak, hareket etmek demektir. Allah buyurur ki: وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ Ve secde edenler arasında dolaşmanı da görüyor (26/Şuarâ 219); أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِي تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُمْ بِمُعْجِزِينَ Yahut (rızık için) dolaşıp dururlarken (Allah’ın azabının) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir (16/Nahl 46).

رَجُلٌ قُلَّبٌ حُوَّلٌ deyimi de, aşırı değişken ve çok düzenbaz adam demektir.

قُلاَب ise, bir çeşit kalp hastalığıdır. مَا بِهِ قَلَبَةٌ deyimi ise, hastanın hiçbir şeyi yok demektir. قَلَبَةٌ de insanı acısından kıvrandıran bir hastalıktır.

Suyu hiçbir zaman tükenmeyen kuyuya قَلِيب adı verilir.

قُلْب ise, burma bilezik demektir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →