ق ب ض (GBĐ)
K-b-d
قَبْض kelimesi, “avuç içiyle almak” dikkate alınmasa da, bir şeyi elde etmek anlamında istiâre edilir. Örneğin; قَبَضْتُ الدَّارَ مِنْ فُلاَنٍ : evi falan kişiden avuçladım; yani ona sahip oldum, dersin. Allah buyurur ki: وَالْأَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ : Kıyamet günü bütün yeryüzü O’nun avucundadır (39/Zümer 67); yani yeryüzü, hiç kimsenin mülkiyetinde olmayacak şekilde Allah’ın hükümranlığı altındadır. ثُمَّ قَبَضْنَاهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا : Sonra onu yavaş yavaş kendimize çekmişizdir (25/Furkân 46) âyeti, gölgenin güneşi giderdiğine işarettir.
قَبْض kelimesi koşmak için istiâre edilir. Çünkü koşan kişi, yerden bir şey alan gibi tasavvur edilmektedir. وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْسُطُ : Allah, daraltır ve genişletir (2/Bakara 245); yani Allah kimi zaman alır, kimi zaman verir; veya bir toplumdan alır başka bir toluma verir; veya kimi zaman toplar, kimi zaman dağıtır; veya öldürür ve diriltir.
Kimi zaman قَبْض kelimesi ölümden de kinâye yapılır. قَبَضَهُ اللهُ : Allah onun canını alsın, denir. Hz. Peygamber’in şu hadisi de bu anlamdadır: مَا مِنْ آَدَمِيٍّ إِلاَّ وَقَلْبُهُ بَيْنَ أصْبُعَيْنِ مِنَ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ : Hiçbir insan yoktur ki, onun kalbi Rahmân’ın iki parmağı arasında olmasın. Yani Allah, insanın en şerefli/değerli kısmını idare edebilir ki, diğerlerini nasıl idare etmesin! رَاعٍ قُبَضَةٌ : Develeri bir arada toplayan çoban. اْنقِبَاض : Kenarları birleştirmektir. Bu kelime, yayılmayı/genişletmeyi terk etmek anlamında da kullanılır.