ع و ن (AWN)
A-v-n
تَعَاوُن : Yardımlaşmak: وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَى وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ : İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günâh ve haddi aşmada yardımlaşmayın (5/Mâide 2). اِسْتِعَانَة : Yardım istemek: وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ : Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin (2/Bakara 45). عَوَان : Orta yaşlarda olan. Bu kelime, şairin şu şiiri gibi sözlerden hareketle yaşlı kadınlardan da kinâye yapılmıştır:
فَإِنْ أَتَوْكَ فَقَالُوا إِنَّها نَصَفٌ *** فإِنَّ أمثَلَ نِصْفَيْهَا الَّذي ذَهَبا -336
336- Eğer sana gelip de deseler ki; o kadın orta yaşlıdır;
Bil ki, ömrünün en güzel yarısı gitmiş olanıdır.
Allah buyurur ki: إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌ بَيْنَ ذَلِكَ : O sığır ne yaşlı ve ne de körpe olup bu ikisi arasında orta yaşlıdır (2/Bakara 68). Ayrıca عَوَان kelimesi, istiâre yoluyla önceden yapılıp tekrar edilen savaş anlamında da kullanılır. عَوَانَة : Yaşlı hurma ağaçları. عَانَة : Vahşi eşek sürüsü. Çoğulu عَانَات ve عُون şeklinde gelir. عَانَةُ الرَّجُلِ : Adamın cinsel organı üzerinde biten kıllar. Tasgiri, عُوَيْنَة şeklinde gelir.