ع س ي (ASY)
A-s-y
عَسَى : Arzu ve ümit etmektir. Müfessirlerin çoğu, ( لَعَلَّ ) ve ( عَسَى ) kelimelerini, dolaylı anlamlarla yorumlamışlar; arzu ve ümit etmenin Allah’tan sâdır olmasının sahih olmadığını söylemişlerdir. Fakat onlar bu konuda yanlış bir görüşe sahiptirler. Zira Yüce Allah, O’nun değil, insanların O’ndan dilekte bulunmaları için o kelimeleri zikreder. Örneğin; عَسَى رَبُّكُمْ أَنْ يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ : Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder (7/A’râf 129) âyeti, Allah’tan düşmanınızı helâk etmesini dileyiniz, anlamındadır. فَعَسَى اللَّهُ أَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ : Umulur ki Allah bir zafer verir (5/Mâide 52); عَسَى رَبُّهُ إِنْ طَلَّقَكُنَّ أَنْ يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِنْكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا : Eğer o sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah’a teslim eden, inanan, gönülden itâat eden, tövbe eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir (66/Tahrîm 5); وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ : Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysaki o sizin için daha hayırlı olabilir (2/Bakara 216); فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ تَوَلَّيْتُمْ أَنْ تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ : Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz beklenmez mi sizden? (47/Muhammed 22); قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ أَلَّا تُقَاتِلُوا : Ya savaş size farz kılındığında savaşmayacak olursanız? demişti (2/Bakara 246); فَإِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَيَجْعَلَ اللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا : Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, biliniz ki; hoşlanmadığınız bir şeyi Allah hakkınızda çok hayırlı kılmış olabilir (4/Nisâ 19).
مُعْسِيَات : Sütü kesilip de tekrar dönmesi umulan deve. Bir şey sertleştiğinde; عَسِيَ الشَّيْءُ يَعْسُو denir. عَسِيَ اللَّيْلُ يَعْسَى : Gece karardı, kararmaktadır.