Sözlük

ع ز ب (AZB)

A-z-b

عَازِب : Çayır aramak için ailesinden uzaklaşan kişi. Bu kökten; عَزَبَ يَعْزُبُ وَيَعْزِبُ (Uzaklaştı, uzaklaşmaktadır) fiil formları gelir. Allah buyurur ki: وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ : Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz (10/Yûnus 61); لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ : Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun ilminin dışında değildir (34/Sebe’ 3).

رَجُلٌ عَزَبٌ : Bekâr adam. اِمْرَأَةٌ عَزَبَةٌ : Bekâr kadın. عَزَبَ عَنْهُ حِلْمُهُ : Onun sabrı/aklı başından gitti. عَزَبَ طُهْرُهَا : Kadının kocası ondan uzaklaştı. قَوْمٌ مُعَزَّبُونَ : Develeri uzaklaşan toplum.

Şöyle rivâyet edilmektedir: مَنْ قَرَأَ الْقُرْآَنَ فِي أَرْبَعِينَ يَوْمًا فَقَدْ عَزَبَ : Kırk günde Kur’ân okuyan ondan uzaklaşmıştır. Yani Kur’ân’ı hatmetmeyeli uzun zaman geçmiştir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →