Sözlük

ع ر ب (ARB)

A-r-b

اَلْعَرَبُ : İsmail’in çocuklarına/soyundan gelenlere denir. Asıl itibarıyla bu kelimenin çoğulu الأَعْرَابُ şeklinde gelir. Sonra çölde yaşayanlara isim olmuştur. Allah buyurur ki: قَالَتِ الْأَعْرَابُ آَمَنَّا : Bedeviler: “İnandık” dediler (49/Hucurât 14); الْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا : Bedeviler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir (9/Tevbe 97); وَمِنَ الْأَعْرَابِ مَنْ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ : Kimi Bedeviler de Allah’a ve âhiret gününe inanırlar (9/Tevbe 99). أَعْرَاب kelimesi de أَعَارِيب formunda çoğul yapılmaktadır. Şair şöyle der:

أَعَارِيبٌ ذَوُو فَخْرٍ بِإِفْكٍ *** وَأَلْسِنَةٍ لِطَافٍ فِي الْمَقَالِ -314

314- Bedevîler, övünürler yalanla ve güzel söz söylemekle.

Örfte أَعْرَابِيّ kelimesi, çölde yaşayanlara mensûp kişilere ad olmuştur. عَرَبِيّ : Fasih konuşan. إِعْرَاب : Açıklamak. أَعْرَبَ عَنْ نَفْسِهِ /İçindekini ifâde etti, denir. Hadiste de şöyle geçmektedir: اَلثَّيِّبُ تُعْرِبُ عَنْ نَفْسِهَا : Dul kadın, (nikâhta) kendi arzusunu açıkça ifâde eder. Hadisteki تُعْرِبُ sözü, تُبَيِّنُ /açıklar anlamındadır.

إِعْرَابُ الْكَلاَمِ : Söz fesahatinin açık olmasıdır. Dilcilerin örfünde ise, إِعْرَاب ; kelimelerin sonuna gelen harekeler ve sükûnlar anlamındadır. عَرَبِيّ : Fasih açık söz. Allah buyurur ki: إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ قُرْآَنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ : Anlayasınız diye biz onu apaçık bir Kur’ân olarak indirdik (12/Yûsuf 2); بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبِينٍ : Apaçık bir dille (26/Şu’arâ 195); كِتَابٌ فُصِّلَتْ آَيَاتُهُ قُرْآَنًا عَرَبِيًّا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ : Bilen bir toplum için âyetleri açıklanmış, apaçık, okunan bir kitaptır (41/Fussilet 3); وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَاهُ حُكْمًا عَرَبِيًّا : İşte biz onu, apaçık bir hüküm olarak indirdik (13/Ra’d 37).

مَا بِالدَّارِ عَرِيبٌ : Evde, kendi içindekini beyan edecek kimse yoktur. اِمْرَأَةٌ عَرُوبَةٌ : Hâl diliyle/Tavrıyla, iffetini ve kocasına olan sevgisini ifâde eden kadın. Çoğulu عُرُب şeklinde gelir: عُرُبًا أَتْرَابًا : Sevimli yaşıtlar (56/Vâkıa 37).

Birinin söylediklerini i’rab açısından düzelttiğin zaman عَرَّبْتُ عَلَيْهِ /Hatalarını düzelttim, dersin. Hadiste de şöyle geçmektedir: عَرِّبوُا عَلَى اْلإِمَامِ : İmamı düzeltin مُعْرِب : Arap atına sahip kişi. Bu tıpkı uyuz hastalığına yakalanmış kişiye مُجْرِب demen gibidir. Bazılarına göre; “ حُكْمًا عَرَبِيَّا ” (13/Ra’d 37) âyetinin anlamı şöyledir: “Hakkı hak, batılı da batıl kılan açık bir hüküm.” Kimisine göre de âyet; عُرُبٌ أَتْرَابٌ sözünden gelmekte ve “Şerefli ve değerli bir hüküm” anlamındadır. Veya حُكْم kelimesinin عَرَبِيّ ile nitelendirilmesi, şu âyette كِتَاب ’ın كَرِيم ile nitelendirilmesi gibidir: كِتَابٌ كَرِيمٌ : Önemli bir mektup (27/Neml 29).

Kimisine göre de عَرَبِيَّا sözü, عَرِّبوُا عَلَى اْلإِمَامِ sözünden gelmekte ve مُعْرِبًا takdirindedir. Buna göre söz konusu âyetin anlamı şöyle olur: “İçinde var olan kimi hükümleri nesheden kitap.” Kimisi de عَرَبِيَّا sözünün Arap olan Hz. Peygamber’e mensûp olduğunu söyler. Nitekim عَرَبِيّ sözüne nispet yapıldığı zaman yine عَرَبِيّ denir. Böylece nispet edilen lafız ile kendisine nispet edilen lafız aynı olmuş olur. يُعْرُبُ : İlk olarak Süryânî dilinden Arapçaya çeviri yapan kişi olduğu söylenmektedir. Böylece o, yaptığı fiil ile isimlendirilmiştir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →