ع ق د (AGD̃)
A-k-d
Bu kökten şu fiil formları gelir: عَاقَدْتُهُ، وَعَقَدْتُهُ، وَتَعَاقَدْنَا، وَعَقَدْتُ يَمِينَهُ . Allah buyurur ki: وَالَّذِينَ عَاقَدَتْ أَيْمَانُكُمْ فَآَتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ : Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz (4/Nisâ 33). Bu âyet; وَالَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَانُكُمْ şeklinde de okunmuştur. لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللَّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْأَيْمَانَ : Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek kendinizi bağladığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar (5/Mâide 89). Bu âyet; بِمَا عَقَدْتُمُ الْأَيْمَانَ şeklinde de okunmuştur. Bu anlamdan; لِفُلاَنٍ عَقِيدَةٌ /Falan kişinin (bağlandığı) bir inancı vardır, denir.
Gerdanlığa عِقْد denir. عَقْد isim olarak kullanılan bir mastardır ve şu örnekte olduğu gibi çoğulu da yapılmaktadır: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا أَوْفُوا بِالْعُقُودِ : Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin (5/Mâide 1).
عُقْدَة : Akdedilen nikâh, yemin ve benzeri şeylerin ismidir. Allah buyurur ki: وَلَا تَعْزِمُوا عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتَّى يَبْلُغَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ : Müddet/Bekleme süresi sona erene kadar nikâh kıymaya kalkışmayın (2/Bakara 235).
عُقِدَ لِسَانُهُ : Dili tutuldu. بِلِسَانِهِ عُقْدَةٌ : Dilinde kekemelik vardır: وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي : Dilimden düğümü çöz (20/Tâhâ 27). وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ : Düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden (113/Felak 4).
عُقَد kelimesi, عُقْدَة ’in çoğuludur. عُقْدَة : Büyücü kadının bağladığı düğüm. Bunun aslı عَزِيمَة /muska anlamından gelir. Bunun için ona, عُقْدَة denildiği gibi عَزِيمَة de denir. Bu anlamdan büyücüye مُعْقِد denir.
لَهُ عُقْدَةُ مُلْكٍ : Mülkü olduğuna inandığı bir akarı vardır. Denir ki; نَاقَةٌ عَاقِدَةٌ وَعَاقِدٌ : Döllenirken/Çiftleşirken kuyruğunu toplayan dişi deve. تَيْسٌ وَكَلْبٌ أَعْقَدُ : Kuyruğu kıvrılmış teke ve köpek. تَعَاقَدَتِ الْكِلاَبُ : Köpekler çiftleşti.