ع ص م (AṦM)
A-s-m
اِسْتَعْصَمَ : اِسْتَمْسَكَ /Sıkı sıkıya tutundu; sanki kötülük işlemekten kendisini koruyacak şeyi talep etmiştir. Allah buyurur ki: قَالَتْ فَذَلِكُنَّ الَّذِي لُمْتُنَّنِي فِيهِ وَلَقَدْ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِهِ فَاسْتَعْصَمَ : Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı (12/Yûsuf 32); yani kendisini koruyacak şeyi aradı. وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ : Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın (60/Mümtehine 10).
عِصَام : Kendisiyle korunan; yani bağlanılan şey. عِصْمَةُ اْلأَنْبِيَاءِ (Peygamberlerin ismeti); Yüce Allah’ın, önce kendilerine özgü kıldığı cevher saflığıyla; sonra onlara verdiği bedenî üstünlüklerle; sonra onlara yardım edip ayaklarını sağlamlaştırmakla; sonra onlara sekine indirmekle/iç huzuru vermekle, kalplerini korumakla ve başarı vermekle onları korumasıdır. Allah buyurur ki: وَاللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ : Allah seni insanlardan korur (5/Mâide 67).
عِصْمَة : Bilezik benzeridir. مِعْصَم : Onun koldaki yeridir. Bileziğe benzetilerek, bilekteki beyazlığa da عُصْمَة denmektedir. Bu tıpkı ayaktaki beyazlığın تَحْجِيل diye adlandırılması gibidir. Bu anlamda غُرَابٌ أَعْصَمُ /ayakları beyaz karga, denir.