ع و ل (AWL)
A-v-l
عَالَهُ ve غَالَهُ sözleri birbirlerine yakın anlamdadır. غَوْل helâk eden عَوْل ise ağırlaştıran şey için kullanılır. مَا عَالَكَ فَهُوَ عَائِلٌ لِي /Sana ağır gelen şey bana da ağır gelir, denir. عَوْل de bu anlamdan gelmektedir. عَوْل : Fazla olanı almakla adâleti terk etmektir. Allah buyurur ki: ذَلِكَ أَدْنَى أَلَّا تَعُولُوا : Bu adâletten sapmamanıza daha uygundur (4/Nisâ 3). Nass [Kitap ve sünnet] ile belirlenen kişilerin payları arttığı zaman bu anlamdan; عَالَتِ الْفَرِيضَةُ /Hisseler arttı, denir.
تَعْوِيل : Ağır gelen şeyde, başkasına itimat etmektir. Ağır gelen musibet anlamındaki عَوْل de bundan gelmektedir. Şöyle denir: وَيْلَه وَعَوْلَه : Yok olasıca, ağlayasıca/başına dert gelesice! Verdiği ağırlıktan dolayı عِيَال /aile de bu anlamdan gelir. Tekili عَيِّل ’dir. عَالَهُ : Onun geçim ağırlığını yüklendi. Hz. Peygamber’in şu sözü de bu anlamdadır: اِبْدَأْ بِنَفْسِكَ ثُمَّ بِمَنْ تَعُولُ : Önce kendinden başla, sonra da baktığın kişilerden. أَعَالَ : Onun aile fertleri çok oldu.