ع ب ر (ABR)
A-b-r
عَبْرَة formu da دَمْعَة (gözyaşı damlası) gibidir. عَابِرُ سَبِيلٍ /Yolcu: إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ : Yolcu olan müstesna (4/Nisâ 43). نَاقَةٌ عُبْرُ أَسْفَارٍ : Yolculuk etmeye güç yetiren deve/Yolculukta güçlü olan deve. عَبَرَ الْقَوْمُ : Toplum öldü. Sanki onlar dünya köprüsünü geçmiş oldular. عِبَارَة , konuşanın dilinden dinleyenin kulağına havada geçen söz anlamındadır.
اِعْتِبَار ve عِبْرَة : Görünenin bilgisinden hareketle görünmeyene ulaşmaktır: إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِأُولِي الْأَبْصَارِ : Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır (3/Âl-i İmrân 13); فَاعْتَبِرُوا يَا أُولِي الْأَبْصَارِ : Ey akıl sahipleri! İbret alın (59/Haşr 2).
تَعْبِير : Rüyaları yorumlamak anlamındadır. Rüya tabircisi, rüyaların zâhirinden içlerine doğru nüfuz eder: يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِنْ كُنْتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ : Ey ileri gelenler; eğer rüya yorumlayabiliyorsanız şu benim rüyamın anlamını söyleyin (12/Yûsuf 43). تَعْبِير kelimesi, تَأْوِيل ’den daha dar anlamlıdır. Çünkü تَأْوِيل kelimesi, hem rüya, hem başka şeylerin yorumu için kullanılır. Şi’ra yıldızına عَبُور denir. Onun bu şekilde isimlendirilmesi, geçip kaybolmasından dolayıdır. عُبْرِيّ : Nehrin kıyısında biten bitki. شَطٌّ مُعْبَرٌ : Üzerine عُبْرِيّ bitkisinin bırakıldığı sahil.