ع ج ب (ACB)
A-c-b
Bu kavram kimi zaman istiâre yoluyla, bir şeyden hoşlanan için kullanılır: أَعْجَبَنِي كَذَا : Falan şey hoşuma gitti. Allah buyurur ki: وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُعْجِبُكَ قَوْلُهُ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا : Kimi insan var ki, dünya hayatı ile ilgili konuşması hoşunuza gider (2/Bakara 204); وَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَالُهُمْ وَأَوْلَادُهُمْ : Onların malları ve evladları seni imrendirmesin (9/Tevbe 85); وَيَوْمَ حُنَيْنٍ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ : Huneyn savaşı günü sayıca çok oluşunuz hoşunuza gitmişti (9/Tevbe 25); كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ : Bu, yağmurun bitirdiği, ekincilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer (57/Hadîd 20).
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ : Hayır, sen; şaşırıp kaldın, onlarsa alay edip duruyorlar (37/Sâffât 12); yani onların öldükten sona yeniden dirilmeyi inkâr etmelerine şaşıyorsun; çünkü onun olacağına son derece eminsin; onlar ise bilgisizlikten dolayı alay ediyorlar. Kimisine göre ise âyetin anlamı şöyledir: “Onların hakkı inkâr etmelerine şaşıyorsun.” Bazıları da âyeti ( ت ) harfinin zammı ile بَلْ عَجِبْتُ şeklinde okumuşlardır. Bu aslında hayret edenin kendine izafe ettiği bir şey olmayıp şu anlamdadır: Bu, onun yanında عَجِبْتُ /hayret ettim, denilecek bir şeydir. Veya عَجِبْتُ sözü, أَنْكَرْتُ /inkâr ettim, anlamında istiâre edilmiş olabilir. Tıpkı şu âyetlerde olduğu gibi: أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ اللَّهِ : Allah’ın işine mi şaşıyorsun? (11/Hûd 73); أَجَعَلَ الْآَلِهَةَ إِلَهًا وَاحِدًا إِنَّ هَذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ : İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey (38/Sâd 5).
Kendini beğenen kişiye; فُلاَنٌ مُعْجِبٌ بِنَفْسِهِ denir. عَجَب : Kalçası zayıf olan hayvan.