ع ر ي (ARY)
A-r-y
عَرَاء : Sütresi/Duvarı olmayan yer. Allah buyurur ki: فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ : Hasta bir hâlde onu açık bir yere attık (37/Sâffât 145). Maksûr elif’le عَرَا ; kenar, yön anlamındadır. عَرَاهُ وَاعْتَرَاهُ : Onun tarafına yöneldi. Allah buyurur ki: إِنْ نَقُولُ إِلَّا اعْتَرَاكَ بَعْضُ آَلِهَتِنَا بِسُوءٍ : İlahlarımızdan biri (zarar vermek üzere) sana yönelmiş demekten başka sözümüz yok! (11/Hûd 54).
عُرْوَة : Kenarından kendisiyle bağlanılan şey. Yüce Allah temsil yoluyla şöyle buyurmaktadır: لَا إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللَّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لَا انْفِصَامَ لَهَا : Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O hâlde kim tâğutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır (2/Bakara 256).
Ayrıca develerin bağlandığı ağaca da عُرْوَة denir. Söz konusu bu ağaca عُرْوَة ve عُلْقَة denir. عَرِيّ ve عَرِيَّة : Ortaya çıkan soğuk rüzgâr. اَلنَّخْلَةُ الْعَرِيَّةُ : Satışa sunulmayıp ayrılan hurma ağacı. Kimisine göre ondan kasıt, sahibinin, ihtiyacı olan birine ödünç verdiği hurma ağacıdır. Onun meyvesini darda olan o kişiye verir ve ihtiyaç duyulduğunda kuru hurma karşılığında meyvesini satmasına da izin verir. Kimisine göre ise ondan kasıt; başkasına ait çok sayıdaki hurma ağacının arasında olan bir adama ait hurma ağacıdır. Fazla hurma ağaçların sahibi, ondan rahatsız olur. Bundan dolayı o ağacın meyvesini hurma karşılığında satın almasına ruhsat verilmiştir.
عَرِيَّة ’nin çoğulu عَرَايَا şeklinde gelir. وَرَخَّصَ رَسُول اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي بَيْعِ الْعَرَايَا : Hz. Peygamber, hibe edilen hurma ağaçların satılmasına izin vermiştir.