ع ظ م (AƵM)
A-z-m
عَظَمَةُ الذِّرَاعِ : Kolun kalın olan kısmı. عَظْمُ الرَّحْلِ : Kayışsız semer tahtası. عَظُمَ الشَّيْءُ sözünün asıl anlamı şudur: “Şeyin kemiği büyüdü.” Sonra bu kelime bütün büyük şeyler için istiâre edildi ve ister gözle görülsün, ister akılla bilinsin; ister madde, ister de mana olsun bu anlamda kullanılır oldu. Allah buyurur ki: قُلْ إِنِّي أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّي عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ : De ki; ben, Rabbime isyan edersem, büyük günün azabından korkarım (39/Zümer 13); قُلْ هُوَ نَبَأٌ عَظِيمٌ : De ki; bu büyük bir haberdir (38/Sâd 67); عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ * عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ : Birbirlerine neyi soruyorlar? * O büyük haberi mi? (78/Nebe’ 1-2); وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ هَذَا الْقُرْءانُ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ : Bu Kur’ân, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilmeli değil miydi? dediler (43/Zuhruf 31).
عَظِيم kelimesi madde için kullanıldığında, onun, cüzleri bitişik olanlarda kullanılması asıldır. كَثِير kelimesi ise cüzleri ayrı olanlarda kullanılır. Fakat bazen عَظِيم kelimesi, cüzleri ayrı olan şeyler için de kullanılır. Şu örnekler gibi: جَيْشٌ عَظِيمٌ : Büyük bir ordu; مَالٌ عَظِيمٌ : Büyük bir mal. Bu örneklerdeki عَظِيم kelimesi, كَثِير /çok anlamındadır. عَظِيمَة : Felâket, musibet. إِعْظَامَة ve عِظَامَة : Kadının, kendisiyle kalçasını büyük gösterdiği yastık benzeri bir şey.