ع ز ل (AZL)
A-z-l
Bu kökten şu fiil formları gelir: عَزَلْتُهُ اِعْتَزَلْتُهُ وَتَعَزَّلْتُهُ (Onu uzaklaştırdım). Allah buyurur ki: وَإِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ فَأْوُوا إِلَى الْكَهْفِ يَنْشُرْ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ رَحْمَتِهِ وَيُهَيِّئْ لَكُمْ مِنْ أَمْرِكُمْ مِرفَقًا : Madem siz, onlardan ve Allah’tan başka tapmakta olduklarından ayrıldınız; o hâlde mağaraya çekilin ki Rabbiniz; size, rahmetinden genişlik versin, işinizde kolaylık göstersin (18/Kehf 16); فَإِنِ اعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا إِلَيْكُمُ السَّلَمَ فَمَا جَعَلَ اللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا : Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez (4/Nisâ 90); وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ : Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı bırakıp çekiliyorum (19/Meryem 48); وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّى يَطْهُرْنَ : Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki; o, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay hâlinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın (2/Bakara 222). Şair de şöyle der:
يَا بَيْتَ عَاتِكَةَ الَّتِي أَتَعَزَّلُ -318
318- Ey uzak durduğum Atike’nin evi!
إِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ : Onlar, gerçekten işitmekten uzak tutuldular (26/Şu’arâ 212); yani işitme imkânına sahip olduktan sonra ondan engellenmişlerdir.
أَعْزَل : Yanında mızrak olmayan kişi, kuyruğu meyilli olan hayvan ve içinde yağmur olmayan bulut demektir. اَلسِّمَاكُ اْلأَعْزَلُ : Mızrağı şeklinde tasavvur edilen bir yıldızla birlikte olan اَلسِّمَاكُ الرَّامِحُ adındaki yıldızın zıddı olarak düşünüldüğü için, bu şekilde adlandırılan bir yıldızdır.