ع ت د (ATD̃)
A-t-d
عَتَاد : Tıpkı إعْدَاد gibi, ihtiyaç duyulmadan önce bir şeyin depolanmasıdır. عَتِيد : Hazır, hazırlanmış. Allah buyurur ki: وَقَالَ قَرِينُهُ هَذَا مَا لَدَيَّ عَتِيدٌ : Yanındaki arkadaşı: İşte yanımdaki hazır dedi; مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ : İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen hazır bir melek bulunmasın (50/Kâf 18); yani kulların yaptıklarını zapt eden bir melek. أُوْلَئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا : Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır (4/Nisâ 18). Kimisine göre أَعْتَدْنَا kelimesi, أَفْعَلْنَا vezninde عَتَاد kökünden gelmektedir. Kimisine göre de onun aslı أَعْدَدْنَا olup iki dâl’den biri tâ’ya döndürülmüştür.
فَرَسٌ عَتِيدٌ وَعَتِدٌ : Koşmaya hazır at. عَتُود : Keçi yavrusu; çoğulu أَعْتِدَة ve idgam üzere عِدَّان şeklinde gelir.