ف و ه (FWH)
F-v-h
أَفْوَاه /Ağızlar; فَم ’in çoğuludur. فَم ’in aslı فَوَه ’dır. Yüce Allah’ın sözle ilgili bir hükmü, فَم kelimesine bağladığı her yer, yalana işarettir ve inancın, söylenen söze uymadığına dikkat çeker: ذَلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِأَفْوَاهِكُمْ : Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir (33/Ahzâb 4); كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ : Ağızlarından çıkan söz ne kadar da büyüktür! (18/Kehf 5); يُرْضُونَكُمْ بِأَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبَى قُلُوبُهُمْ : Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalpleri ise karşı koyar (9/Tevbe 8); جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرَدُّوا أَيْدِيَهُمْ فِي أَفْوَاهِهِمْ : Onlara peygamberleri açık delillerle geldiler de onlar, ellerini ağızlarına ittiler (14/İbrâhîm 9); يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ لَا يَحْزُنْكَ الَّذِينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ مِنَ الَّذِينَ قَالُوا آَمَنَّا بِأَفْوَاهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِنْ قُلُوبُهُمْ : Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı hâlde ağızlarıyla “inandık” diyenlerle Yahudiler’den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin (5/Mâide 41); يَقُولُونَ بِأَفْواهِهِمْ مَا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ : Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar (3/Âl-i İmrân 167). Şu sözler de bu anlamdan gelmektedir: فَوْهَةُ النَّهْرِ : Nehir ağzı/başı; tıpkı فَمُ النَّهْرِ sözü gibidir. أَفْوَاهُ الطِّيبِ (kokulu baharatlar); tekili فُوه şeklinde gelir.