ف ص ل (FṦL)
F-s-l
Allah buyurur ki: وَلَمَّا فَصَلَتِ الْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّي لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَا أَنْ تُفَنِّدُونِ : Kafile ayrılınca, babaları: Eğer bana bunak demezseniz, ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum. dedi (12/Yûsuf 94). Bu kelime, fiil ve sözler ile ilgili olarak da kullanılır: إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ مِيقَاتُهُمْ أَجْمَعِينَ : Ayırma günü, hepsinin buluşacağı gündür (44/Duhân 40); هَذَا يَوْمُ الْفَصْلِ : Bu fasl günüdür (37/Sâffât 21); yani, hakkın batıldan ayrılacağı ve insanlar arasında hükmün verileceği gündür. Şu âyetler de bu anlamdadır: إِنَّ اللَّهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ : Allah, kıyamet gününde aralarında hükmünü verecektir (22/Hac 17); وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ : O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır (6/En’âm 57).
فَصْلُ الْخِطَابِ : Kesin hüküm. حُكْمٌ فَيْصَلٌ : Hak ile batılı birbirinden ayıran hüküm. لِسِانٌ مِفْصَلٌ : Ayırt edici/Açıklayıcı dil. وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْصِيلًا : Her şeyi ayrıntılı biçimde anlattık (17/İsrâ 12); الر كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آَيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ : Elif, Lam, Ra. Bu kitap, âyetleri kesinleştirilmiş, sonra da Hakim ve Habir olan Allah tarafından uzun uzadıya açıklanmıştır (11/Hûd 1) âyeti, şu âyete işarettir: وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَى لِلْمُسْلِمِينَ : Sana; her şeyi açıklayan, hidâyet ve rahmet, müslümanlara da bir müjde olan Kitabı indirdik (16/Nahl 89).
فَصِيلَةُ الرَّجُلِ : Adamdan ayrı olan akrabaları. Allah buyurur ki: وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُؤْوِيهِ : Kendisini barındıran kabilesi (70/Meâric 13); فِصَال : Çocukla sütün arasını kesmek/çocuğu sütten kesmek: فَإِنْ أَرَادَا فِصَالًا عَنْ تَرَاضٍ مِنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا : Eğer ana ve baba birbiriyle görüşerek ve karşılıklı anlaşarak çocuğu memeden kesmek isterlerse, kendilerine günâh yoktur (2/Bakara 233); وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ : Sütten ayrılması iki yıl içinde olur (31/Lokmân 14). فَصِيل : Sözcüğü de bu anlamdan gelmektedir; fakat bu, sütten kesilmiş deve yavrusu anlamındadır.
اَلْمُفَصَّلُ مِنَ الْقُرْآَنِ : Kur’ân’ın son yedide biri. Çünkü Kur’ân’ın bu kısmında kıssaların arasına kısa sureler girmektedir. فَوَاصِل : Âyetlerin sonlarına denir. فَوَاصِلُ الْقِلاَدَةِ : Gerdanlık dizisinin aralıkları arasına geçirilen inci/boncuk. فَصِيل : Şehir sûrundan daha düşük olan duvar. Hadiste şöyle geçmektedir: مَنْ أَنْفَقَ نَفَقَةً فَاصِلَةً فَلَهُ مِنَ اْلأَجْرِ كَذَا : Kim küfür ile iman arasını ayıran bir infakta bulunursa, ona şu kadar mükâfat vardır.