Sözlük

ف ج ر (FCR)

F-c-r

فَجْر : Bir şeyi geniş bir şekilde yarmaktır. Örneğin insanın su kanalı açması gibi. Bu kökten şöyle denir: فَجَرْتُهُ فَانْفَجَرَ وَفَجَّرْتُهُ فَتَفَجَّرَ : Onu yardım/akıttım o da yarıldı/aktı. وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا : Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık (54/Kamer 12); وَفَجَّرْنَا خِلَالَهُمَا نَهَرًا : İki bağ arasından bir de ırmak akıtmıştık (18/Kehf 33); أَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِنْ نَخِيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الْأَنْهَارَ خِلَالَهَا تَفْجِيرًا : Ya da kendi hurmalıkların ve üzüm bağların olmalı, bunların arasından ırmaklar akıtmalısın (17/İsrâ 91); وَقَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتَّى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الْأَرْضِ يَنْبُوعًا : Dediler ki: Sen, bize yerden bir kaynak fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız (17/İsrâ 90). Âyet, تُفَجِّرَ şeklinde de okunmuştur. فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا : Bunun üzerine o taştan oniki tane pınar fışkırmıştı (2/Bakara 60). Bu anlamdan sabaha فَجْر denmiştir; çünkü sabah geceyi yarmaktadır: وَالْفَجْرِ * وَلَيَالٍ عَشْرٍ : Andolsun fecre/sabah vaktine * Ve on geceye (89/Fecr 1-2); إِنَّ قُرْآَنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا : Şüphesiz sabah Kur’ân’ı şahitlidir (17/İsrâ 78).

Denilir ki; fecir iki kısma ayrılır: Fecri kâzib; bu tıpkı zenebu’s-sirhân/siyah ip gibidir. Fecri sadık: Namaz ve oruç hükmünün bağlı bulunduğu fecir budur. Allah buyurur ki: وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ : Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin, için (2/Bakara 187).

فُجُور : Diyanet perdesinin yırtılmasıdır. Bu kökten şöyle denir: فَجَرَ فُجُورًا : Günâh işledi; فَهُوَ فَاجِرٌ : O günâhkârdır. Çoğulu فُجَّار ve فَجَرَة şeklinde gelir: كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ : Doğrusu kötülerin kitabı, muhakkak Siccin’dedir (83/Mutaffifîn 7); وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ : Kötüler de cehennemdedirler (82/İnfitâr 14); أُولَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ : İşte onlar; kâfirler ve facirlerdir (80/Abese 42). بَلْ يُرِيدُ الْإِنْسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ : Aslında insan gelecekte de suç işlemek ister (75/Kıyâmet 5); yani insan; hayatı, onda kötülük işlemek için ister; bazılarına göre de, onda günâh işlemek için ister. Diğer bazılarına göre ise âyetin anlamı şöyledir: İnsan günâh işler ve yarın tövbe ederim, der; fakat bunu yapmaz. Bu da fücur olur; çünkü yerine getirmediği bir söz vermiştir.

Yalan, fücurun bir kısmı olduğu için yalancıya فَاجِر denmiştir. وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرَكَ sözlerinin anlamı; “Seni yalanlayanı bırakır, terk ederiz.” Bazılarına göre ise; “Senden uzaklaşanı bırakır, terk ederiz.” أَيَّامُ الْفِجَار : Araplar arasında meydana gelen şiddetli savaşlardır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →