ف ز ع (FZA)
F-z-a
فَزَع : Korku veren bir şeyden dolayı insanda oluşan bir büzülme ve ürkme anlamındadır. Bu kelime, جَزَع /telaşlanmak kavramının anlam alanına girmektedir. خِفْتُ مِنَ اللهِ : Allah’tan korktum, denildiği gibi, فَزِعْتُ مِنَ اللهِ denilmez. لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْأَكْبَرُ : Onları o en büyük korku tasalandırmaz (21/Enbiyâ 103); yani, cehenneme girme korkusu onları tasalandırmaz. وَيَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَفَزِعَ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَنْ شَاءَ اللَّهُ : Sur’a üfürüleceği gün; Allah’ın dilediklerinden başka göklerde olanlar da, yerde olanlar da korku içinde kalırlar (27/Neml 87); مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِنْهَا وَهُمْ مِنْ فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ آَمِنُونَ : Kim, bir iyilikle gelirse; ona daha iyisi vardır. Onlar, o günün korkusundan emindirler (27/Neml 89); حَتَّى إِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ: (34 /Sebe’ 23); yani, nihâyet onların yüreklerinden korku giderilince. Korkuya kapılan kişi birinden yardım isteyince; فَزِعَ إِلَيْهِ denir. فَزِعَ لَهُ : Ona yardım etti. Şair şöyle der:
كُنَّا إِذَا مَا أَتَانَا صَارِخٌ فَزِعٌ -351
351- Biz bize korkmuş hâlde bir feryat eden geldiğinde.
Yani, korkuya kapılıp feryat eden biri bize geldiğinde. Şiirdeki فَزِع kelimesinin, مُسْتَغِيث /yardım isteyen, diye yorumlanması ise, فَزَع lafzının değil, şiirden kastedilenin yorumudur.