ف ر ع (FRA)
F-r-a
Birincisi, uzunluk açısından. Bu anlamda şöyle denir: فَرَعَ كَذَا : Falan şey uzadı. Yüksekte olduğu için baştaki saça da فَرْع denir. رَجُلٌ أَفْرَعُ : Saçlı adam; اِمْرَأَةٌ فَرْعَاءُ : Saçlı kadın, denir. فَرَّعْتُ الْجَبَلَ : Dağın üst kısmına çıktım, فَرَعْتُ رَأْسَهُ بِالسَّيْفِ : Onun başını kılıçla yukarı kaldırdım; تَفَرَّعْتُ فِي بَنِي فُلاَنٍ : Falancaların ileri gelen eşrafından biriyle evlendim.
İkincisi, en açısından. Bu anlamdan şöyle denir: تَفَرَّعَ كَذَا : Falan şey kısımlara ayrıldı/dallandı; فُرُوعُ الْمَسْأَلَةِ : Meselenin ayrıntıları. فُرُوعُ الرَّجُلِ : Adamın çocukları.
فِرْعَوْن : A’cemî [Arapça kökenli olmayan] bir isimdir. Bu isimin kötülük anlamı düşünülerek, Firavun’un yaptığını yapan kişiye; تَفَرْعَنَ فُلاَنٌ : Falan kişi firavunlaştı, denir. Tıpkı أَبْلَسَ وَتَبَلَّسَ : Falan kişi İblisleşti, denildiği gibi. Bu anlamdan azgın kişilere فَرَاعِنَة /Firavunlar ve أَبَالِسَة /İblisler denir.