فَسَقَ فُلاَنٌ : Falan kişi şer’in sınırından dışarı çıktı. Bu kelime Arapların şu sözünden gelmektedir: فَسَقَ الرُّطَبُ : Taze hurma, kabuğundan dışarı çıktı. فِسْق kelimesi, كُفْر kelimesinden daha geniş anlamlıdır. Az olsun çok olun her günâhla فِسْق meydana gelir; fakat fıskın çok günâhla meydana geldiği meşhurdur. Fasık, daha çok, dinî hükümlere bağlanıp onları ikrar ettikten sonra onların tümünü veya bir kısmını ihlâl eden kişi için kullanılır. Eğer köken olarak kâfir kişiye, fasık denirse; onun, aklın ve fıtratın gerektirdiği hükmü ihlâl ettiğinden dolayıdır. Allah buyurur ki:
فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِ :
Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı (18/Kehf 50);
فَفَسَقُوا فِيهَا :
Orada fasıklık yaparlar (17/İsrâ 16); وَأَكْثَرُهُمُ
الْفَاسِقُونَ :
Onların çoğu fasıklardır (3/Âl-i İmrân 110); وَأُولَئِكَ هُمُ
الْفَاسِقُونَ :
Onlar fasık olanlardır (24/Nûr 4); أَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ
فَاسِقًا :
İman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? (32/Secde 18); وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ
الْفَاسِقُونَ :
Kim bundan sonra inkâr ederse; işte onlar fasıkların kendileridir (24/Nûr 55); yani Allah’ın nimetini gizleyen kişi, O’nun itâatinden dışarı çıkmış olur. وَأَمَّا الَّذِينَ
فَسَقُوا فَمَأْوَاهُمُ النَّارُ :
Fasıklık etmiş olanların barınakları ateştir (32/Secde 20); وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِآَيَاتِنَا يَمَسُّهُمُ الْعَذَابُ بِمَا كَانُوا
يَفْسُقُونَ :
Âyetlerimizi yalanlayanlar, fasıklıklarından ötürü azaba çarpılırlar (6/En’âm 49); وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ
الْفَاسِقِينَ :
Allah fasıklar topluluğunu hidâyete erdirmez (5/Mâide 108); إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ :
Münafıklar fasıkların kendileridir (9/Tevbe 67); كَذَلِكَ حَقَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ عَلَى الَّذِينَ
فَسَقُوا أَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ :
Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin söylediği söz gerçekleşti (10/Yûnus 33).
Yüce Allah şu âyette fıskın karşısında imanı getirmiştir: أَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ فَاسِقًا : İman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? (32/Secde 18). Fasık kâfirden, zalim de fasıktan daha geniş anlamlıdır. وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ : İffetli kadınlara zina etmekle suçladıktan sonra, bu konuda dört şahit gösteremeyenlere seksen sopa vurunuz ve artık şahitliklerini hiç kabul etmeyiniz. Onlar fasık olanlardır (24/Nûr 4).
Fareye فُوَيْسِقَة denmesi, onun kötü ve pis olduğuna dair inançtan dolayıdır. Kimisi de onun bu şekilde isimlendirilmesinin, yuvasından peş peşe çıkmasından dolayı olduğunu söyler. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: اُقْتُلُوا الْفُوَيْسِقَةَ فَإِنَّهَا تُوهِي السِّقَاءَ وَتَضْرِمُ الْبَيْتَ عَلَى أَهْلِهِ : Fareyi öldürünüz; çünkü o, su kabını delmekte ve evi, halkının üzerine ateşe vermektedir. İbnu’l-A’râbî şöyle der: Arapların sözlerinde, insanı niteleyen فَاسِق sözü duyulmamıştır. Onlar şöyle demişlerdir: فَسَقَتِ الرُّطَبَةُ عَنْ قِشْرِهَا : Taze hurma kabuğundan dışarı çıktı.