يَوْمَئِذٍ kelimesinin geçtiği ayetler

Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden يومئذ formunun kendisi aranıyor.

İlgili Ayetler (65)

Al-i İmran 3:167يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ نَافَقُوا وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُوا قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَاتَّبَعْنَاكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْاِيمَانِ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ

ve li yeǎ'leme (e)lleƶīne nāfeḳū ve ḳīle lehum teǎālev ḳātilū fī sebīli (a)llahi evi dfeǔ ḳālū lev neǎ'lemu ḳitālen lāttebeǎ'nākum hum li l-kufri yevmeiƶin eḳrabu minhum li l-īmāni yeḳūlūne bi efvāhihim mā leyse fī ḳulūbihim ve(a)llahu eǎ'lemu bimā yektumūne

(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Nisa 4:42يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَدِيثًا

yevmeiƶin yeveddu (e)lleƶīne keferū ve ǎSavu r-rasūle lev tusevvā bihimu l-erDu ve lā yektumūne (a)llahe Hadīṧen

O kıyamet günü, Allah'ı inkar edip Peygamber'e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.

En'am 6:16يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

مَنْ يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْمُبِينُ

men yuSraf ǎnhu yevmeiƶin fe ḳad raHimehu ve ƶālike l-fevzu l-mubīnu

(O günün azabı) kimden savuşturulursa, gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur.

A'raf 7:8يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

ve l-veznu yevmeiƶin l-Haḳḳu fe men ṧeḳulet mevāzīnuhu fe ulāike humu l-mufliHūne

O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Enfal 8:16يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُ اِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

ve men yuvellihim yevmeiƶin duburahu illā muteHarrifen li ḳitālin ev muteHayyizen ilā fietin fe ḳad bā'e bi ğaDebin mine (a)llahi ve me'vāhu cehennemu ve bi'se l-meSīru

-Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

Hud 11:66يَوْمِئِذٍyevmiiƶino günün

فَلَمَّا جَاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَالِحًا وَالَّذِينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَمِنْ خِزْيِ يَوْمِئِذٍ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْقَوِيُّ الْعَزِيزُ

fe lemmā cā'e emrunā necceynā SāliHen ve(e)lleƶīne āmenū meǎhu bi raHmetin minnā ve min ḣizyi yevmiiƶin inne rabbeke huve l-ḳaviyyu l-ǎzīzu

(Helak) emrimiz geldiğinde Salih'i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

İbrahim 14:49يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَتَرَى الْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّنِينَ فِي الْاَصْفَادِ

ve terā l-mucrimīne yevmeiƶin muḳarranīne fī l-eSfādi

O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.

Nahl 16:87يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَاَلْقَوْا اِلَى اللّٰهِ يَوْمَئِذٍ السَّلَمَ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ

ve elḳav ilā (a)llahi yevmeiƶin s-seleme ve Delle ǎnhum mā kānū yefterūne

Onlar o gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.

Kehf 18:99يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًا

ve teraknā beǎ'Dehum yevmeiƶin yemūcu fī beǎ'Din ve nufiḣa fī S-Sūri fe cemeǎ'nāhum cem'ǎn

O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

Kehf 18:100يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِلْكَافِرِينَ عَرْضًا

ve ǎraDnā cehenneme yevmeiƶin li l-kāfirīne ǎrDan

(100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!

Ta-Ha 20:102يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ وَنَحْشُرُ الْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًا

yevme yunfeḣu fī S-Sūri ve neHşuru l-mucrimīne yevmeiƶin zurḳan

O gün günahkarları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.

Ta-Ha 20:108يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا

yevmeiƶin yettebiǔne d-dāǐye lā ǐvece lehu ve ḣaşeǎti l-eSvātu li r-raHmāni fe lā tesmeǔ illā hemsen

O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrafil'e) uyarlar. Sesler, Rahman'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.

Ta-Ha 20:109يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا

yevmeiƶin lā tenfeǔ ş-şefāǎtu illā men eƶine lehu r-raHmānu ve raDiye lehu ḳavlen

O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Hac 22:56يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ

l-mulku yevmeiƶin li (a)llahi yeHkumu beynehum fe(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti fī cennāti n-neǐymi

İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah'ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naim Cennetleri'ndedirler.

Mü'minun 23:101يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَا اَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَاءَلُونَ

fe iƶā nufiḣa fī S-Sūri fe lā ensābe beynehum yevmeiƶin ve lā yetesā'elūne

Sur'a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.

Nur 24:25يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ اللّٰهُ دِينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُبِينُ

yevmeiƶin yuveffīhimu (a)llahu dīnehumu l-Haḳḳa ve yeǎ'lemūne enne (a)llahe huve l-Haḳḳu l-mubīnu

O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah'ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir.

Furkan 25:22يَوْمَئِذٍyevmeiƶinişte o gün

يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا

yevme yeravne l-melāikete lā buşrā yevmeiƶin li l-mucrimīne ve yeḳūlūne Hicran meHcūran

Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.

Furkan 25:24يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَرًّا وَاَحْسَنُ مَقِيلًا

eSHābu l-cenneti yevmeiƶin ḣayrun musteḳarran ve eHsenu meḳīlen

O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

Furkan 25:26يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرِينَ عَسِيرًا

l-mulku yevmeiƶin l-Haḳḳu li r-raHmāni ve kāne yevmen ǎlā l-kāfirīne ǎsīran

O gün gerçek hükümranlık Rahman'ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.

Neml 27:89يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِنْهَا وَهُمْ مِنْ فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ اٰمِنُونَ

men cā'e bi l-Haseneti fe lehu ḣayrun minhā ve hum min fezeǐn yevmeiƶin āminūne

Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.

Kasas 28:66يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ الْاَنْبَٓاءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَاءَلُونَ

fe ǎmiyet ǎleyhimu l-enbā'u yevmeiƶin fe hum lā yetesā'elūne

O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.

Rum 30:14يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ

ve yevme teḳūmu s-sāǎtu yevmeiƶin yeteferraḳūne

Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü'minler ve kafirler birbirinden ayrılacaklardır.

Rum 30:43يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ الْقَيِّمِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِ يَوْمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ

fe eḳim vecheke li d-dīni l-ḳayyimi min ḳabli en ye'tiye yevmun lā meradde lehu mine (a)llahi yevmeiƶin yeSSaddeǔne

Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.

Saffat 37:33يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

fe innehum yevmeiƶin fī l-ǎƶābi muşterikūne

Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.

Mü'min 40:9يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَقِهِمُ السَّيِّـَٔاتِ وَمَنْ تَقِ السَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

ve ḳihimu s-seyyiāti ve men teḳi s-seyyiāti yevmeiƶin fe ḳad raHimtehu ve ƶālike huve l-fevzu l-ǎZīmu

"Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."

Şura 42:47يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اِسْتَجِيبُوا لِرَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَكُمْ مِنْ مَلْجَاٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَكِيرٍ

istecībū li rabbikum min ḳabli en ye'tiye yevmun lā meradde lehu mine (a)llahi mā lekum min melcein yevmeiƶin ve mā lekum min nekīrin

Allah'tan, geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkar edebilirsiniz!

Zuhruf 43:67يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اَلْاَخِلَّٓاءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّقِينَ

l-eḣillā'u yevmeiƶin beǎ'Duhum li beǎ'Din ǎduvvun illā l-mutteḳīne

O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.

Casiye 45:27يَوْمَئِذٍyevmeiƶinişte o gün

وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ

ve li (a)llahi mulku s-semāvāti ve l-erDi ve yevme teḳūmu s-sāǎtu yevmeiƶin yeḣseru l-mubTilūne

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.

Tur 52:11يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

fe veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

Hakka 69:16يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَانْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ

ve nşeḳḳati s-semāu fe hiye yevmeiƶin vāhiyetun

Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

Hakka 69:17يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ

ve l-meleku ǎlā ercāihā ve yeHmilu ǎrşe rabbike fevḳahum yevmeiƶin ṧemāniyetun

Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş'ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

Hakka 69:18يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ

yevmeiƶin tuǎ'raDūne lā teḣfā minkum ḣāfiyetun

O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.

Mearic 70:11يَوْمِئِذٍyevmiiƶino günün

يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ

yubeSSarūnehum yeveddu l-mucrimu lev yeftedī min ǎƶābi yevmiiƶin bi benīhi

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

Müddessir 74:9يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

فَذٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

fe ƶālike yevmeiƶin yevmun ǎsīrun

(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

Kıyamet 75:10يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّ

yeḳūlu l-insānu yevmeiƶin eyne l-meferru

(7-10) Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

Kıyamet 75:12يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ

ilā rabbike yevmeiƶin l-musteḳarru

O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

Kıyamet 75:13يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَ

yunebbeu l-insānu yevmeiƶin bimā ḳaddeme ve eḣḣara

O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

Kıyamet 75:22يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ

vucūhun yevmeiƶin nāDiratun

O gün birtakım yüzler aydındır.

Kıyamet 75:24يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ

ve vucūhun yevmeiƶin bāsiratun

O gün birtakım yüzler de asıktır.

Kıyamet 75:30يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ

ilā rabbike yevmeiƶin l-mesāḳu

(26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.

Mürselat 77:15يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:19يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:24يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:28يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:34يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:37يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:40يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:45يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:47يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselat 77:49يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

O gün vay yalanlayanların haline!

Naziat 79:8يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

ḳulūbun yevmeiƶin vācifetun

O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

Abese 80:37يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

li kulli mriin minhum yevmeiƶin şe'nun yuğnīhi

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Abese 80:38يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ

vucūhun yevmeiƶin musfiratun

O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,

Abese 80:40يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ

ve vucūhun yevmeiƶin ǎleyhā ğaberatun

O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

İnfitar 82:19يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـًٔا وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ

yevme lā temliku nefsun li nefsin şey'en ve l-emru yevmeiƶin li (a)llahi

O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.

Mutaffifin 83:10يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

veylun yevmeiƶin li l-mukeƶƶibīne

(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!

Mutaffifin 83:15يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

كَلَّا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ

kellā innehum ǎn rabbihim yevmeiƶin le meHcūbūne

Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

Gaşiye 88:2يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ

vucūhun yevmeiƶin ḣāşiǎtun

O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.

Gaşiye 88:8يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌ

vucūhun yevmeiƶin nāǐmetun

O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.

Fecr 89:23يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰى

ve cī'e yevmeiƶin bi cehenneme yevmeiƶin yeteƶekkeru l-insānu ve ennā lehu ƶ-ƶikrā

(22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?

Fecr 89:23يَوْمَئِذٍyevmeiƶinişte o gün

وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰى

ve cī'e yevmeiƶin bi cehenneme yevmeiƶin yeteƶekkeru l-insānu ve ennā lehu ƶ-ƶikrā

(22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?

Zilzal 99:4يَوْمَئِذٍyevmeiƶinişte o gün

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَا

yevmeiƶin tuHaddiṧu eḣbārahā

İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.

Zilzal 99:6يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْ

yevmeiƶin yeSduru n-nāsu eştāten li yurav eǎ'mālehum

O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.

Adiyat 100:11يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَبِيرٌ

inne rabbehum bihim yevmeiƶin le ḣabīrun

(9-11) Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.

Tekasür 102:8يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün

ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ

ṧumme le tuselunne yevmeiƶin ǎni n-neǐymi

Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?