O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًا

ve teraknā beǎ'Dehum yevmeiƶin yemūcu fī beǎ'Din ve nufiḣa fī S-Sūri fe cemeǎ'nāhum cem'ǎn

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَتَرَكْنَاve teraknāت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.biz bırakırız
2بَعْضَهُمْbeǎ'Dehumب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbirbirlerini
3يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün
4يَمُوجُyemūcuم و جKarmaşa içinde olmak, tedirgin olmak, kargaşalı olmak, çatışmak veya çarpışmak, karmaşık ve rahatsız bir durumda olmak, şaşkın veya hayret içinde olmak, ileri geri hareket etmek, yandan yana hareket etmek.dalgalanır bir halde
5فِيiçinde
6بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbirbiri
7وَنُفِخَve nufiḣaن ف خAğızla üflemek, nefes almak.ve üflenir
8فِي
9الصُّورِS-Sūriص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmakSur'a
10فَجَمَعْنَاهُمْfe cemeǎ'nāhumج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.ve onları toplarız
11جَمْعًاcem'ǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hepsini

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O gün deniz gibi dalgalanır, dalga dalga birbirlerine karışır onlar ve sûr üfürülür de onların hepsini toplarız.

Abdulkadir Gölpınarlı

O gün deniz gibi dalgalanır, dalga dalga birbirlerine karışır onlar ve sûr üfürülür de onların hepsini toplarız.

Adem Uğur

O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

Ahmed Hulusi

O gün onları serbest bırakırız, dalgalar halinde (iki tür) birbirlerine girerler! Sur'a da üflenmiştir; artık hepsini cem etmişizdir.

Ahmet Tekin

O gün, Kıyamet gününde, biz onları birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakırız. Sûra da üfürülür, böylece onların hepsini biraraya toplamış oluruz.

Ahmet Varol

O gün onları birbirleri içinde dalgalanır halde bırakırız. Sur'a da üflenir ve artık onların tümünü biraraya toplarız.

Ali Bulaç

Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.

Ali Fikri Yavuz

(Ye’cüc ve Me’cüc’un veya pek kalabalık insanların çıkacağı) o gün, onları, birbiri içinde dalgalanır hale bırakmışızdır; Sûr’a üfürülmüştür. Artık hepsini hesap için toplamışızdır.

Ali Rıza Safa

O gün, onları bırakırız; dalgalar biçiminde birbirlerine karışırlar. Çünkü boruya üflenmiştir. Sonunda, tümünü bir araya toplarız.

Bayraktar Bayraklı

O gün biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır. Sur'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

Bekir Sadak

Biz o gun onlari birakiriz, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura uflenince hepsini bir araya toplariz.

Celal Yıldırım

O gün onları bırakırız da dalgalanır halde kaynaşırlar. Sûr'a üflenince onları hep biraraya getiririz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O gün (kıyamet günü) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; sûra da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

Diyanet İşleri

O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

Diyanet İşleri (eski)

Biz o gün onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflenince hepsini bir araya toplarız.

Diyanet Vakfi

O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve o gün Biz onları, birbirlerinin içinde dalgalanır bir durumda bırakıvermişizdir Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o gün onları bırakıvermişizdir, bir kısmı diğerinin içinde dalgalanıyorlar, Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır

Erhan Aktaş

O Gün onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sur'a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İzin günü onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sur'a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O gün onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sur'a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.

Fizilal-il Kuran

O gün biz insan yığınlarını önce dalgalanmaya bırakırız. Sonra Sur'a üflenince hepsini biraraya toplarız.

Gültekin Onan

Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sura da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.

Hamdi Döndüren

O gün, insan kitlelerini dalgalanır bir halde bırakmışızdır. Sura da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.

Hasan Basri Çantay

O gün biz onları birbiri içinde dalgalanır bir halde bırakmışızdır (bırakacağız. Artık) "Şuur" da üfürülmüşdür (üfürülecekdir.) Bu suretle hepsini (mahşerde) derleyip toparlamışızdır (toplayacağız).

Hasib Asutay

Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalandırırcasına bırakmışız. Sur'a da üfürülmüştür, artık onları tümüyle bir araya toplamışızdır.

Hayrat Neşriyat

(Ye’cüc ve Me’cüc’ün ortaya çıkacakları) o gün (o âhir zaman fitnesinde) onları birbiri içinde dalgalanır bir hâlde bırakmışızdır; nihâyet (mühletleri bittiğinde) sûra üfürülmüş, böylece onları hep berâber (mahşerde) bir araya getirmişizdir.

İbni Kesir

O gün; Biz, onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur'a üflenince hepsini bir araya toplarız.

Mehmet Okuyan

O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları birbirine karışmış bir hâlde bırakmışızdır. Sûr’a da üflenecek, böylece onları tamamen bir araya getireceğiz.

Muhammed Esed

O gün onları bırakırız, dalga dalga yürüyüp birbirlerine karışsınlar; ve sura üflenir: Böylece hepsini bir araya toplarız.

Mustafa İslamoğlu

O gün geldiğinde, Biz onları birbirini kıran dalgalar (gibi) çalkalanmaya terkederiz. Nihayet sur borusu çalınır; sonunda hepsini bir araya toplarız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o gün (Yecüc ile Mecüc'ün çıktıkları zaman) Onların bazılarını bazısı içinde dalgalanır (muztarip) bir halde bırakmışızdır ve sura üfürülmüştür, artık onların hepsini toptan toplamışızdır.

Ömer Öngüt

Biz o gün onları bırakırız da dalgalar halinde birbirine girerler. Sur'a da üfürülmüş, böylece biz onların hepsini bütünüyle bir araya getirmişizdir.

Suat Yıldırım

O gün, yani kıyamet günü onlar deniz dalgaları gibi birbirine çarparak çalkalanırlar. Sûr’a da üfürülür, insanların hepsini bir araya toplarız.

Süleyman Ateş

Biz o gün (Ye'cuc ve Me'cuc'u) bırakmışızdır: Birbiri içinde dalgalanır(lar). Sur'a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.

Süleymaniye Vakfı

O gün, kimilerini diğerlerinin içine bir dalga gibi girecek şekilde bırakırız. Sura üflenmiştir, hepsini bir araya toplamış oluruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün onlardan biri diğerinin içinde dalgalanacaktır. Sura üflenince de tamamını bir araya toplayacağız.

Şaban Piriş

Günü gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur'a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.

Tefhim-ul Kuran

Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.

Ümit Şimşek

O gün Biz insanları birbirlerinin üzerinde dalgalanır halde bırakmışızdır. Sûra üfürülmüş, hepsini bir araya getirmişizdir.

Yaşar Nuri Öztürk

O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sura da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O gün Yəcuc və Məcuc tayfalarını axışıb bir-birinə qarışmış halda buraxarıq. Sur üfürülən kimi məxluqatın hamısını bir yerə toplayarıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O gün (həddindən artıq çox olduqlarına görə) onları (yaxud bütün insanları başlı-başına) buraxarıq. Belə ki, onlar dalğalar kimi bir-birinə qarışarlar (heyrət onları bürüyər, özlərini itirib nə etdiklərini bilməzlər). Sur çalınan kimi onların (məxluqatın) hamısını bir yerə cəm edərik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Seitdem lassen Wir diese Völker durcheinanderwogen. Es wird in das Horn geblasen werden, und alle Menschen werden zum Jüngsten Tag versammelt werden.

Almanca — Der Edle Quran

Wir lassen die einen von ihnen an jenem Tag wie Wogen unter die anderen geraten, und es wird ins Horn geblasen. Dann versammeln Wir sie vollständig.

Almanca — M. A. Rassoul

An jenem Tage werden Wir die einen von ihnen wie Wogen gegen die anderen anstürmen lassen, und es wird in den Sur gestoßen. Dann werden Wir sie allzumal (vor Uns) versammeln.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR lassen die einen von ihnen an diesem Tag sich mit den anderen vermischen. Und nachdem es in As-sur gestoßen wird, werden WIR sie in einer Versammlung versammeln.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And on the Day when the promise is fulfilled, we will leave them -the people- in an undulating conformation until the trumpet is sounded and then We assemble them all together in throngs.

Abdul Haleem

On that Day, We shall let them surge against each other like waves and then the Trumpet will be blown and We shall gather them all together.

Abdullah Yusuf Ali

On that day We shall leave them to surge like waves on one another: the trumpet will be blown, and We shall collect them all together.

Abul A'la Maududi

And on that Day We shall let some of them surge like waves against others, and the Trumpet shall be blown. Then We shall gather them all together.

Aisha Bewley

We will abandon them, that Day, to pound against each other in surging waves and the Trumpet will be blown and We will gather them all together.

Al-Hilali & Khan

And on that Day [i.e. the Day Ya’jûj and Ma’jûj (Gog and Magog) will come out], We shall leave them to surge like waves on one another; and the Trumpet will be blown, and We shall collect them (the creatures) all together.

Ali Quli Qarai

That day We shall let them surge over one another, and the Trumpet will be blown, and We shall gather them all,

Amatul Rahman Omar

And We shall leave them (- Gog and Magog) alone at that time surging as waves (in furious attacks) one over another. And the trumpet shall be blown. Then shall We gather them all together.

Arthur John Arberry

Upon that day We shall leave them surging on one another, and the Trumpet shall he blown, and We shall gather them together,

Bijan Moeinian

Yes; on that Day (Gog and Magog will come out and) I will let loose the people to come close together (like the waves;) then the horn will be blown, and I will summon them all together.

E. Henry Palmer

And we left some of them to surge on that day over others, and the trumpet will be blown, and we will gather them together.

Edip-Layth

We left them till that day to surge like waves on one another. The horn was blown so We gathered them together.

George Sale

On that day We will suffer some of them to press tumultuously like waves on others; and the trumpet shall be sounded, and We will gather them in a body together.

Hamid S. Aziz

Said he, "This is a mercy from my Lord; but when the promise of my Lord comes to pass, He will make it as dust, for the promise of my Lord is true. "

Mahmoud Ghali

And upon that Day We will leave some of them surge against others; (Literally: Some of them against some others) and the Trumpet will be blown; then We will gather them in (one) gathering.

Marmaduke Pickthall

And on that day we shall let some of them surge against others, and the Trumpet will be blown. Then We shall gather them together in one gathering.

Mohamed Ahmed - Samira

We shall leave them on that day surging like waves pressing one against the other, and the trumpet blast will be sounded, when We shall gather them all together.

Muhammad Asad

AND ON that Day" We shall [call forth all mankind and] leave them to surge like waves [that dash] against one another; and the trumpet [of judgment] will be blown, and We shall gather them all together.

Mustafa Khattab

On that Day, We will let them[1] surge ˹like waves˺ over one another. Later, the Trumpet will be blown,[2] and We will gather all ˹people˺ together.

Progressive Muslims

And We left them till that day to surge like waves on one another. And the horn was blown so We gathered them together.

Sahih International

And We will leave them that day surging over each other, and [then] the Horn will be blown, and We will assemble them in [one] assembly.

Sam Gerrans

And We will leave them, that day, to surge one upon another; and the Trumpet will be blown, and We will gather them together

Shabbir Ahmed

(Zul-Qarnain was correct that such obstructions would become immaterial with time. ) We will let some nations to invade others on a day when the trumpets of war will be blown. Then We will gather them together in battle-fields. (Gog and Magog, the powerful imperialist nations will exploit one another and the weaker nations and great wars will take place).

Syed Vickar Ahamed

And on that Day, We shall leave them (Gog and Magog) to climb like waves one upon another: And the Trumpet will be blown, and We shall bring them (the creatures) all together.

Taqi Usmani

And on that day, (i.e. the Doomsday) We will leave them (all the people including Ya’jūj and Ma’jūj) surging over one another. And the Horn shall be blown, then We shall gather them together.

The Monotheist Group

And We left them until that day to surge like waves on one another. And the horn was blown, so We gathered them together.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous les laisserons, ce jour-là, déferler comme les flots les uns sur les autres, et on soufflera dans la Trompe et Nous les rassemblerons tous.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê rojê em dev ji wan berdidin; hin ji wan li hinan dikevin û dikeyin û (tu dinêrî ku) di sûrê de hate pifkirin, vêca me ew li hev kom kirine.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij laten hen op die dag door elkaar heen krioelen. Dan wordt op de bazuin geblazen en verzamelen Wij hen bijeen.

Hollandaca — Siregar

En op die Dag laten Wij hen, om hen met elkaar te mengen. En er wordt op de Bazuin geblazen, waarna Wij hen allen bij elkaar zullen brengen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И оставили Мы (Йаджудж и Маджудж) так, что (когда наступит Наше обещание об их выходе) одни из них [из Йаджудж и Маджудж] будут захлынивать на других (от их большого количества). И в день, когда будет дунуто в Трубу (на воскрешение творений), то Мы соберем их всех [все творения] (для расчета и воздаяния).

Rusça — Osmanov

И тогда (в Судный день) по Нашей воле одни из них смешаются с другими вповалку, [потом] затрубят в трубу, и Мы соберем их всех без остатка.