خ ي ل (ḢYL)
H-y-l
تَخْيِيل bir şeyin hayalini zihninde canlandırmaktır. تَخَيُّل ise bunu düşünmektir. Fiil olarak خِلْتُ zannettim anlamındadır. Zannedilen şeyin hayalde canlandırılması baz alınarak böyle denmiştir. Bu bağlamda خَيَّلَتِ السَّمَاءُ gökyüzünde yağmur hayali ortaya çıktı denir. فُلاَنٌ مُخَيَّلٌ بِكَذَا deyimi ise, falanın yaratılışı budur anlamına gelir. Gerçeği ise, bunun hayalini ortaya çıkarmaktadır manasındadır.
خُيَلاَء da, insanın kendinde bir üstünlük olduğunu hayal ederek büyüklük taslamasıdır. خَيْل at sözcüğü de bu mana düşünülerek verilmiş bir isimdir. Onun için إِنَّهُ لاَ يَرْكَبُ أحَدٌ فَرَسًا إلاَّ وَجَدَ فِي نَفْسِهِ نَخْوَةً ata binen kimse yoktur ki, kendinde [yiğitlik, hamaset, ululuk gibi sebeplerden] büyüklük havası oluşmasın denmiştir. خَيْل kelimesi asıl itibariyle hem at hem de atlı için kullanılır.
Yüce Allah’ın: وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ (Düşmana karşı savaşmak kastıyla) atlar besleyerek (Allah’ın düşmanlarına karşı cihad hazırlığı yapınız) (8/Enfâl 60) sözü de bu anlamdadır. Her biri için ayrı olarak kullanılması da uygundur.
Rivâyette يَا خَيْلَ اللهِ اِرْكَبِي Ey Allah’ın süvarisi, bin! denmiştir. Peygamber de (sas): عَفَوْتُ لَكُمْ عَنْ صَدَقَةِ اْلخَيْلِ Atların zekâtını size bağışladım, buyurmuştur. Bu hadiste geçen خَيْل kelimesi atlar demektir.
أخْيَل ise, [güvercin, serçe gibi bir kuş olup kanatları yeşil, kırmızı ve beyaz noktalı olan] اَلشِّقِرَاق çok renkli olduğundan, her defasında farklı bir renge büründüğü düşünüldüğünden bu adı almıştır. Onun için denmiştir ki:
153- كَأبِي بَرَاقِشَ كُلَّ لَوْ نٍ لَوْنُهُ يَتَخَيَّلُ
153- Ebû Berâkış [şikirâk] gibi, her renk onun rengi gibi hayal edilir.