خ ر ص (ḢRṦ)
H-r-s
Bunun gerçeği ise şöyle anlaşılabilir: Zan ve tahmine dayalı olarak söylenen her söz için خَرْصٌ kelimesi kullanılır. Söylenen bu söz ister hakikate uygun olsun, ister olmasın fark etmez; zira, ona söylenen, bilerek, zannı galibe dayanarak veya kesin bir şey duyarak söylemiş değildir; aksine sadece zan ve tahmine dayanmıştır; tıpkı yalancının yalan söylerken yaptığı gibi. Bu şekilde herhangi bir söz söyleyen herkes yalancı diye adlandırılır, isterse kavli, makûla/sözü, haber verdiği şeye uygun olsun, fark etmez. Yüce Allah’ın münafıklardan hikaye ettiği şu söz gibi: إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ Münafıklar sana geldiklerinde şahitlik ederiz ki, sen Allah’ın peygamberisin, derler. Allah da bilir ki, sen elbette, kendisinin peygamberisin. Bununla birlikte Allah münafıkların yalancı olduklarına da kesin olarak tanıklık etmektedir (63/Münâfikûn 1).